|
Hayat her yaşta güzeldir, önemli olan yaş değil, bulunduğun yaşta hayatı en güzel yaşamaktır.
Bütün gün uyuduğum için bana delisin diyorlar, enayiler her uyuduğumda seni
rüyamda gördüğümü bilmiyorlar.
SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN
Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin,
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun.
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın.
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer;
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret,
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın.
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın,
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak,
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir,
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli,
Bebek ağladığı kadar bebektir.
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin,
bunu da öğren,
SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN...
Vakit
sensiz gecen günün ertesi,
Sustu tüm kuşların sen şakrak sesi,
Zevk sefa mevsimi, yas neyin nesi?
Nedendir matem durup dururken? ...
Titriyor şebnemler, gül üşür gibi,
Bülbüller derdimi bölüşür gibi.
Hayalin halime gülüşür gibi,
Kollarım boşluğu sarıp dururken...
Bendim mutluluktan ucan güvercin,
Düşler ülkesinden gelen habercin,
Avcılardan uzak bir yuva için,
Toz pembe hayaller kurup dururken...
Gel
gör ki kaderin kara yelleri,
Yıktı gönlümdeki tüm emelleri,
Kapımın ecelin soğuk elleri,
Vakitli vakitsiz vurup dururken...
Aşk
ne imiş görsen de dönsen de geri!
Ah! Bir gizli girsen de içeri!
Hasretin elinden kanlı hançeri,
Üstüme üstüme varıp dururken! ....
Her
aksam kaybolup gün batışında,
Beni arıyorum senin dışında,
Hasta kalbim hala her atışında,
Her nefeste seni sorup dururken! ...
İçtim
derdalan’ın ilk bardağını,
Sıklamen süslerken Elmadağı 'nı.
Görüyor gibiyim kor dudağını,
Başkentin ufkunda durup dururken...
Cemal Safi
MONA ROZA
Mona
Roza, siyah güller,ak güller
Geyvenin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Ah,senin yüzünden kana batacak
Mona Roza siyah güller,ak güller
Ulur
aya karşı kirli çakallar
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa
Mona Roza bende bir hal var
Yağmur iri iri düşer toprağa
Ulur aya karşı kirli çakallar
Açma
pencereni perdeleri çek
Mona Roza seni görmemeliyim
Bir bakışın ölmem için yetecek
Anla Mona Roza ben bir deliyim
Açma pencereni perdeleri çek...
Zeytin ağaçları söğüt gölgesi
Bende çıkar güneş aydınlığa
Bir nişan yüzüğü,bir kapı sesi
Seni hatırlatıyor her zaman bana
Zeytin ağaçları,söğüt gölgesi
Zambaklar en ıssızyerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar
Işıksız ruhumu sallar da durur
Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ellerin,ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi
Ellerinden belli oluyor bir kadın
Denizin dibinde geziyor gibi
Ellerin,ellerin ve parmakların
Zaman
ne de çabuk geçiyor Mona
Saat onikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
Akşamları gelir incir kuşları
Konar bahçenin incirlerine
Kiminin rengi ak,kimisi sarı
Ahh!beni vursalar bir kuş yerine
Akşamları gelir incir kuşları
Ki
ben Mona Roza bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında
Hayatla doldurur bu boş yelkeni
O masum bakışlar su kenarında
Ki ben Mona Roza bulurum seni
Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
Henüz dinlemedin benden türküler
Benim aşkım uymaz öyle her saza
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler
Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
Artık
inan bana muhacir kızı
Dinle ve kabul et itirafımı
Bir soğuk,bir garip,bir mavi sızı
Alev alev sardı her tarafımı
Artık inan bana muhacir kızı
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak
Meyveler sabırla olgunlaşırmış
Bir gün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak
Altın
bilezikler o kokulu ten
Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne
Bir tüy ki can verir bir gülümsesen
Bir tüy ki kapalı gece
ve güne
Altın bilezikler o kokulu ten
Mona
Roza siyah güller ak güller
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Aaaaah! senin yüzünden kana batacak!
Mona Roza siyah güller ak güller
SEZAİ
KARAKOÇ
SANA
İki satır yazı yazdım
Hatıra defterine
Okul yıllarının anısına
Geçen yıllarda arkadaşlığımıza.
Ne güzeldi geçen günler
Ne güzeldi
Son sınıf hikayesi.
İki satır şiir yazdım
Hatıra defterine
Gelecek günlerin hatırına
Sana yardım edecek
6/B sınıfını ve beni hatırlamana…
09/05/1979
Nesini sorarsın garip halimin
Yaprağı dökülmüş dallar gibiyim
Bülbüllerde konmaz oldu dalıma
Kokusu kaybolmuş güller gibiyim.
EN SABIRLI ARKADAŞ TAKDİRNAMESİ
Bu güne kadar ki beraberliğimiz süresince:
Sadece sevincimi değil,
Üzüntülerimi de paylaştığın için;
Farklı zevklerimiz olduğu halde
Çılgınlıklarıma da uyum sağladığın için;
Sen de benim sırlarımı faşetmediğin için,
Senin özgürlüğünü kısıtladığım zamanlar
Benden kaçıp kurtuluşu seçmediğin için..
En sabırlı arkadaş belgesine layık görüldün.
Sana duyduğum içten sevginin
Sembolik bir ifadesi olan bu belgeyi
Sonsuza kadar saklamanı dilerim.
Seni Çoooook Seviyorum.
Arkadaşın
SEN VE BEN
Sen hala buradayken
Şayet ben gidersem...
Bilki ben,
Beni göremeyeceğin incecik bir perdenin arkasında,
Değişik bir mekanda uçuşuyor ve yaşıyor olacağım,
Beni göremeyeceksin.
Ama sen inançlı olmalısın, beraber tekrar göklere
Yükselecek zamanı bekliyor olacağım.
O ana kadar hayatını dolu dolu yaşamaya bak,
Ve, bana ihtiyacın olduğunda sadece kalbine
İsmimi fısılda,
Ben Orada Olacağım.09/10/2002
İŞTE BEN O'YUM
Bir gün Turhal a uğrarsanız,
Belki oradayım.
Bir başına çaresiz, yıkık
Kalabalığa aldırmayan, ağlayan
Ve bitik birisini görürseniz
İşte ben o'yum..
Belki ormanlıktaki parkta rastlarsınız bana
Belki yeşilırmağın kenarında yıllar sonra
Aynı yerlerde
Yine bitik, yine dalgın
Tanıyamazsınız, oysa yüzüm solgun ve esmer
Kaybettiğini yeniden arayan birini görürseniz
İşte ben o'yum.....17/12/1979
MUHTACIM SANA
Su gibi hava gibi
Yaşıyorsam nefesimsin
Dalga dalga özlemimsin
Uyuyorsam rüyamdasın
Sensiz yaşayacağımı
His ettiğim an
Ağlıyorsam göz yaşımsın
Gülüyorsam kahkahamsın
Umudumsan umudum tesellimsin
Hayatımda tek varlığım
Muhtacım sana
Biricik sevgilim
Beni deli eden gözlerin değilmi
Gözlerin yalan söylemez
Sana Allah'a ısmarladık dedim
Elveda demedim sevgilim
Bir defa seni sevdim
Bir başkasını sevememki
Senden uzak olsamda
Kalbim seninle sevgilim.
08/05/1979
UNUTAMAM
Bilsen ki şimdi ben ne yapıyorum
Belki de seni düşünüyorum
Belki hayaller kuruyorum
Yeni yaşamım için
Mutluluk dolu günler için
Ben de bilmiyorum ne yaptığımı
Yine eskisi gibi
Maziden gelen sesleri dinliyorum
Ve yine seni düşünüyorum
Unutamıyorum bir türlü seni
Kurtulamıyorum bu duygudan
Ama yok yok
Kurtulmaya çalışıyorum.
13/05/1979
AĞLAMAK
Sen ağlamayı bilmiyorsun
Ağlamanın ne olduğunu
Hele de ne acı olduğunu
Çünkü sen sevmemişsin
Sevda nedir öğrenememişsin
Sev de gör ağlamanın ne olduğunu
Ağla gözlerim ağla
Artık sevmek yok
Ağla ki
Bu son olsun
Ağla ki
Bir daha aşık olmak yok olsun!
10/05/1979
SENİ DÜŞÜNÜYORUM
Yeni filizlenen ağaçlarda
Seni düşünüyorum.
Her dalında, her çiçeğinde
Seni görüyor, seni hissediyorum.
Akşamın alaca karanlığında
Seni düşünüyorum.
Elinde defter hızlı adımlarla
Sokağın başında görüneceğin,
Saati ve seni çok seviyorum.
...16/05/1979
Haya sıyrılmış inmiş, öyle
yüzsüzlük ki heryerde
Ne çirkin yüzler örtermiş meğer o incecik perde
Vefa yok, ahde hürmet hiç, lafe-i bi medlul
Yalan raiç, hiyanet mültezem, heryerde hak meçhul
Ne tüyler ürperir ya rab, ne korkunç inkılab olmuş
Ne din kalmış ne iman, din harab, iman türab olmuş
Hikmet arar isen özüne bir bak
Hikmet arar isen özüne bir bak
Arap'ta Acem'de Rum'da arama
Hakikat nurunun aslı hakikat
Aynada yansıyan nurda arama
Özünü bilenler özrü silendir
Turaplık rızayı teslim edendir
Gerçek Abdal Hakk'a hayran olandır
Kibir ile gurur horda arama
Aslolan göze nur gönülden gelir
Sevgi muhabbette asuman erir
Ebedi sevgiyi bu toprak verir
Kudus Arafat'ta Tur'da arama
Varlık ummanında göz ol da bak
Vahdet ateşinde benliğini yak
Ayağa kalkarsan hizmet için kalk
Zulmedenden olup zorda arama
Hararet nardadır sacda değildir
Keramet baştadır tacda değildir
Her ne arar isen kendinde ara
Kudüste Mekkede Hacda değil
Sakın bir kimsenin gönlünü yıkma
Gerçek erenlerin sözünden çıkma
Eğer insan isen ölmezsin korkma
Aşığı kurt yemez uçta değildir
Hacı Bektaş Veli
Gurbet akşamları
Hiç istemem amma gelir
Çatar gurbet akşamları
Yüreğime hançer olur
Batar gurbet akşamları
Öldürecek beni dertler
Bende geçti bini dertler
Dertlerime yeni dertler
Katar gurbet akşamları
Bilmiyorum dertten gamdan
Zevk mi alır intikamdan
Kanlım gibi şu yakamdan
Tutar gurbet akşamları
Şimdi akşam bak şu anda
Zindandayım ben zindanda
Zindan ne ki zindandan da
Beter gurbet akşamları
Acılara beler beni
Kesip doğrar diler beni
Parça parça böler beni
Yutar gurbet akşamları
Memleketim ilim obam
Kavim kardaş dost akrabam
Gözlerimde anam babam
Tüter gurbet akşamları
Kadir mevlam yardım etsin
Ozan Arif yurda yetsin
Bitsin artık bitsin bitsin
Yeter gurbet akşamları
Ozan Arif
Yeter yeter gönül yeter
Yeter yeter gönül yeter senden çektiğim
Avuca sığmadın ele sığmadın
Ömür boyu gözlerimden döktüğüm
Yağmura sığmadın sele sığmadın
Gönül seninle gitmek zor işmiş
Seni adım adım gütmek zor işmiş
Seninle yolculuk etmek zor işmiş
Dağlara taşlara yola sığmadın
Sen yoldaş değil de esir aradın
Esirin de oldum kusur aradın
Emellerin için asır aradın
Mevsime sığmadın yıla sığmadın
Sen bitmedin ben artık bittim
Sazımla beraber peşinden gittim
Onu da derdine amade ettim
Perdeye sığmadın tele sığmadın
Hizmet ettim sana hizmet her şeyle
Sonunda kocalttın Arif'i böyle
Destan mi yazmadım şiir mi söyle
Kaleme sığmadın dile sığmadın
Ozan Arif
NİNNİ
Dandini dandini danalı bebek
Elleri kolları kınalı bebek
Benim de yavrum cicili bebek
Uyusun da büyüsün ninni...
Dandini dandini dastana
Danalar girmiş bostana
Kov bostancı danayı
Yemesin lahanayı...
Lahanayı yemez kokunu yer
Benim de kuzum lokum yer
Uyusun da büyüsün ninni
Tıpış tıpış yürüsün ninni...
Elde üç beş kuruş vardı. Onu da zam vergi aldı. Gömleği rehin
bıraktım. Pantolon icrada kaldı.
|
|
Bu sitedeki
bilgi ve belgeler kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |
|
|
Bugün;
Sağduyulu ve sakin olmanın,sabrın sınırlarını çatlatırcasına zorlamanın zamanı.
Ve tüm iyi niyetlerimizi yüreğimizden toparlayıp gün ışığına çıkarmanın zamanı.
Bugün;
Dünyaya hükmetmiş bir imparatorluğun akıllı,adil ahlaklı ve hoşgörülü yöneticilerinin torunları olduğumuzu bir kez daha hatırlamanın zamanı.Sevgi ve hoşgörüyle zulmün kapılarını zorlayan Türki akınlarına gönüllerini açan mazlumların El İmdat! dediği sınırı anlamanın zamanı.
Bugün;
Mevlana'nın engin hoşgörüsüne,Yunus'un sonsuz sevgisine,Yesevi'nin Anadolu'ya miras bıraktığı Hak ülküsüne ,Anadolu kültürüne sarılmanın zamanı.
Bugün;
Dev bir imparatorluğun hain emellerle nasıl içten içe zayıflatılarak ölüme mahkum edilişini acıyla yeniden izlemenin ,ve hasta deve yüreğinde ki Milliyetçilik aşkıyla,Cumhuriyet sevdasıyla yeniden hayat sunan Türk milletinin cesur kahramanı Mustafa Kemal'i,aklının ve ilminin ışığında yeniden anlamanın zamanı.
Bugün ;
Özürlüğü ve bağımsızlığı kanının son damlasıyla hak etmiş bir toplumun ,yoktan var etmenin sadece iyi niyet ,birliktelik ve inançla mümkün olduğunu ibretlik bir süreçle tüm dünyaya ispatlamış bir geçmişi olduğunu kavramanın zamanı.
Bugün;
İnançla ,özveriyle,elbirliğiyle elde edilmiş bir bağımsızlığın mükafatı olan Cumhuriyet madalyasını ,boynumuzdan çıkarmaya cesaret edemeyen hainlerin ,o madalyonun ipiyle kendi kendimizi boğazlamamız için kurdukları tuzaklara düşüp ,sağından solundan Cumhuriyeti sendeletmeye çalıştığımız ,o kanlı günleri unutmamanın zamanı.
Bugün;
İmparatorluğumuzu deviren,Cumhuriyetimizi sendeletmeye niyetli aynı hain ellerin ,can kardeşlerimizi,kültür kardeşlerimizi,ülke vatandaşlarımızı birbirine yeniden vurdurmanın ,kırdırmanın arzusuyla ellerini ovuşturdukları bir anda her birinin niyetini,sabır ve sukunetle kursaklarında bırakmanın zamanı.
Bugün;
Gönüller Sultanı'nın Alemlere Rahmet olarak geldiğini bilmenin ışığında,sevgi ve merhametle insanlığı,dünyayı kucaklamanın zamanı.

Kavgayi..
bir yapragin üzerine yazmak isterdim,
sonbahar gelsin yaprak dökülsün diye
Öfkeyi..
bir bulutun üzerine yazmak isterdim,
yagmur yagsin bulut yok olsun diye
Nefreti..
karlarin üzerine yazmak isterdim,
günes açsin karlar erisin diye
Dostlugu ve sevgiyi..
yeni dogmus tüm bebeklerin yüregine yazmak isterdim,
onlarla birlikte büyüsün bütün dünyayi sarsin diye
MASAL
Doğuda bir baba vardı
Batı gelmeden önce
Onun oğulları batıya vardı
Batılılar!
Bilmeden altı oğlunu yuttuğunuz bir babanın
yedinci oğluyum ben
Gömülmek istiyorum buraya
hiç değişmeden.
Babam öldü acılarından kardeşlerimin
Ruhunu üzmek istemem babamın
gömün beni değiştirmeden;
Doğulu olarak ölmek istiyorum ben.
Sizin bir tek ama büyük bir gücünüz var
Karşınızdakini değiştirmek!
Beni öldürseniz de çıkmam buradan
Kemiklerim değişecek toz ve toprak olacak belki
Fakat değişmeyecek ruhum!
Onu kandırmak için boşuna dil döktüler.
Açlıktan dolayı çıkar diye günlerce beklediler
O gün gün eridi ama çıkmadı dayandı.
Bu acıdan yer yarıldı gök yarıldı
O nurdan bir sütuna döndü göğe uzandı
Batı bu sütunu ortadan kaldırmaktan aciz kaldı..
Sezai Karakoç
Mutluluğun gözü kördür,
Yalnızlık sağır.
Ondandır biri tökezleyerek yürür,
Öbürü uykusunda bile bağırır.
Mutluluk yalnız kendisini görür;
Unutur bu yüzden ilkin kendisini.
Yalnızlık kendi tutukluğunda özgür,
Boyuna bekler dönsün diye sesini.
Mutluluk alışır kendisine,ölümden beter;
Borçsuzluğuyla övünür,ama kedisi doğurmaz.
Yalnızlığın gidecek yeri yoktur;
Boyuna kapısına döner,açan olmaz.
Mutluluğun mezarları,yalnızlığın heykeli var...
Her ikisinin de saksılarında çiçek.
Biri hep başka bir renkle solar,
Öbürüyse ha açtı,ha açmayacak.
Özdemir Asaf
Karanlık gecede ilmik elimde
Bir türlü boynuma takamıorum
Öldürüp sevgini biran içimde
Unutmayı denedim yapamıyorum
Verdiğim değeri bilmedin diye
Gözümdeki yaşları silmedin diye
Yüzüme bir kere gülmedin diye
Kaçmayı denedim yapamıyorum
Gözlerine sevgi değil kinle bakmayı
İçimdeki aşkını söküp atmayı
Gönlümde açtığın derin yarayı
Kapatmayı denedim yapamıyorum
Anılar olmasa hatırlamam bu şehri
Su yerine elinden içseydim zehri
Gözümden akan o koca nehri
Kurutmayı denedim yapamıyorum
Hiçbir şey kalmadı artık paylaşılacak
Akıp giden zaman sevgime mezar olacak
Baki değil dünya sana da kalmayacak
Demeyi denedim yapamıyorum
Bil
ki sende düşersin bir gün boşluğa
Bir değil bini geçti ettiğim dua
Sende çek inşallah deyip beddua
Etmeyi denedim yapamıyorum
Sen
beni aşkınla eyledin esir
İstesen gönlüne yapardın vezir
Şöyle bir köşeye oturup şiir
Yazmayı denedim yapamıyorum
Asıl
senden olmazmış sevgili
Anlamadın sana verdiğim değeri
Sende kalan o saf ,o temiz İSMAİL'i
Almayı denedim yapamıyorum
UNUTAMAM
Seni gördüğüm günden beri, niçin ve nasıl olduğunun farkına bile varmadan,
Hayatımda öyle bir yer aldın ki, şimdi seni hatırlamamak, unutmak için sarf ettiğim bütün gayretler boşa gidiyor. Artık senden başka bir şey düşünemez, göremez oldum. Kalbime, ruhuma, bütün benliğime hakim olan yalnız sensin. Yalnız seni düşünmekle, gözlerimin önünden gitmeyen hayalin ile baş başa kalarak uykusuz geçen bir gecenin sabahı yazmağa başladığım bu satırlar, şu anda bütün benliğimi saran duyguları layıkıyla ifade edebilecek mi bilmem. Seni görmediğim günler, benim için dayanılmaz bir ıstırapla geçiyor. Hep senin yanında olmak istiyorum. Gözlerin güneşim ve ayım, saçların gecelerim olsun istiyorum. Ömrüm boyunca seni sevmeğe devam edeceğim ve biliyorum ki, bu sevda dan son nefesime kadar kurtulamayacağım. Senin tarafından sevilmemiş ve unutulmuş olmak, beni ızdırap içinde kıvrandırıyor, öldürüyor.25/02/1978
VAZGEÇTİM
Kaç gece yatağımda uykusuz,
Bir o yana, bir bu yana, dönüp durdum,
Görmek için seni düşümde hayalimde,
Duymak için sesini,
Kaç kere uzandı ellerim telefona
Aşkı oyun bilirsin sen, Aklıma geldi.
VAZGEÇTİM....
Gezip durdum perişanlar gibi
Kah sahillerde, kah cadde boylarında
Hayal kurup,
Sen diye ağaçlara, dağlara, taşlara sarıldım.
Elleri güldürecektim halime.
İhanetin aklıma geldi.
VAZGEÇTİM....
Açıp ellerimi yalvardım ALLAH'a
Bir defacık tutmak için ellerini,
Koklamak için saçlarını,
Adaklar adayacaktım evliyalara.
Umursuzluğun aklıma geldi.
VAZGEÇTİM....
Kahırdan başka ne vardı sanki verdiğin.
Acılardan zevk alır hale getirmiştin.
Yine de görmek için seni,
Şeytana uyup bir daha bozacaktım yeminimi.
Vedalaşmadan gidişin aklıma geldi.
VAZGEÇTİM....
Paylaştığımızı sandığım güzel günler hatırına,
Suçlu benmişim gibi af dileyecektim,
Gözlerine bakıp.
Başkasını sevdiğin aklıma geldi.
VAZGEÇTİM....
|
|
Sen güllere özenme, güller sana özensin.
Üzme tatlı canını sen güllerden güzelsin.
Sevgi kadar özgür, özgürlük kadar vazgeçilmezsin.
Sen varya sen bir tanesin.
BAŞKA BURDA
Kötü şeyler gariplik vatandan ayrı
Din başka, dil başka, el başka burda.
Tahammül gerekir, çare yok gayri
Gözlerden süzülen sel başka burda.
Ağır bir gam çöker akşam olunca
Hasretlik buğu buğu ümit solunca
Ben mahsun biçare yalnız kalınca
İçimde kavrulan hal başka burda.
Sonra sabah olur, gurbette sabah
Yine o inilti, yine o hasretlik
Gel iş saati haydi bismillah
Bize ekmek veren yol başka burda.
Uzaklarda şimdi yurt yuva vatan
Geçimdir bizi yad ele atan
Nasıl yazı yazmış bilmem yaratan
Benim gibi doğan kul başka burda.
Gençliğim eridi bir gün gibi şurda
Sağlam iken geldik, edildik hurda
Hangi garanti ile dönerim yurda
Tutunmak istesen dal başka burda.
..26/10/1976
Bir yaprak dalından kopsa
Düşünce yere
Üzülür..Şüphesiz.
Oysa doğanın kanunu bu
Her seven ayrılacak
Çaresiz.
ÖMRÜNÜZ TAŞ OLSA DA GİDE GİDE YORULUR
BİR GÜN ÖLÜME ÇIKAR BU YOLUN KIVRIMLARI
NE KALDIRIMLAR KADAR SENİ ANLAYAN OLUR
NE SENİN ANLADIĞIN KADAR KALDIRIMLARI.
Necip Fazıl KISAKÜREK
SEN GEREK
Unutamadığım doğru
Aklımdan hiç çıkmadığında
Neden, niçin diye soruyorum
Hep aynı cevaplar.
Senin bir başlangıç değil,
Sonun başlangıcı ,
İkbahar değil,
Sonbahar olduğunu biliyorum.
Ama, bildiklerim sanki yalan
İnanmıyor, inanamıyorum.
Yada inanmak istemiyorum.
Ben ne yapabilirim ki.
Her şey seni hatırlatıyor bana
Hayallerim seninle süslü,
Rüyalarım seninle dolu,
Başka neden aramaya ne gerek
Yaşamam için sen gerek sen.
23/12/2002
Unutmak ha ! Kolaysa sen unut. Ama bana unut deme.
Terk edilmiş, harap bir ev gibiyim
Aşkın yüzünden, perişan
Vurdular ellerime prangaları
Mahküm ettiler güzelliğine
Anlatamam mısralarla ,
Sana duyduğum aşkımı
Ah ümit dolu yaşamım.
Hatırlamak istiyorum, yüzünün pürüzsüz güzelliğini
Nerede kaldın sevgilim, özledim
Saçların siyahtı, gözlerin ela
Bakışların ürkek ve çekingen
İnan bana sevgilim inan
Kalbim yalan söylemez sana inan
Yeni doğmuş gibiydim, seni tanıyıp ta,
Aşık olduğum zaman.
20/02/1977
Arkadaş kalalım olmaz mı.
KALP ACISI
Kış mevsimi başlangıcı ben Turhal caddelerinde
Hava soğuk mu soğuk bir düşünce ta beynimde
Kaldırımlar birtürlü bitmiyor ağrı var dizlerimde
Bir kara kaşlı ,selvi boylu canlanıyor hayalimde
Gözler buğulu ben yol alırken gözler yaşlanmış
Hayat toz pembe iken etrafıma bulutlar sarmış
Şükrediyorum bir an benim kader böyle yazılmış
Kalbimde derin bir sızı ,acı benimle arkadaşmış
Belki belki diyorum şurada rastlarım umut işte !
Derdimi anlatırım elemler saracak beni bu gidişle
Kelimeler tükendi belki karşılaşırım şu son köşede
Bana yakışmazdiyorum çare aranmaz kadehlerde
Alp Gençtürk 1977
Geçti bu ömrüm
Yaşım otuz hem de kırk oldu aha
Yorula yorula geçti bu ömrüm
Ölüp ölüp yeni baştan bir daha
Dirile dirile geçti bu ömrüm
Gidemedim su feleğin suyuna
Felek beni hep getirdi oyuna
Kriz yaptı çilesinin yayına
Gerile gerile geçti bu ömrüm
Hiç bakmadım zalimlerin çapına
Kafa tuttum karşı koydum topuna
Yalnız hakikatin hakkın ipine
Sarıla sarıla geçti bu ömrüm
Ve lakin hor gördü hayat beni hor
Zor imiş hayatta eğilmemek zor
Eğilmedim amma sen gel bana sor
Kırıla kırıla geçti bu ömrüm
Millet dedim anlamadı derdimden
Devlet dedim kuyu kazdı ardımdan
En sonunda en sevdiğim yurdumdan
Sürüle sürüle geçti bu ömrüm
Senelerdir vatanımdan ırağım
Ne mekanım belli ne durağım
Yad ellerde parça parça yüreğim
Yarıla yarıla geçti bu ömrüm
Arif der ki eremedim ahtıma
Veda etmek üz’re gemi rıhtıma
Ele değil ele kara bahtıma
Darıla darıla geçti bu ömrüm
Ozan Arif
Aha geldim gidiyorum
Yalan dünya işte senden
Aha geldim gidiyorum
Kalanlara selam benden
Aha geldim gidiyorum
Var mı sana gelip kalan
Baştan başa murad alan
Varın yoğun hepsi yalan
Aha geldim gidiyorum
Dereyi aş tepeyi aş
Sonu yoktur dolaş dolaş
Günden güne yavaş yavaş
Aha geldim gidiyorum
Yalan dünya sana böyle
Kimler konup göçtü söyle
Ben de işte aynen öyle
Aha geldim gidiyorum
Gülemedim şöyle bir gün
Senelerim geçti sürgün
Gönül sevdiğine dargın
Aha geldim gidiyorum
Arif der ki bunca yıl ay
Geldi geçti vay dünya vay
Yaşamaksa yaşadım say
Aha geldim gidiyorum
Ozan Arif
MEZAR
Kapıya ne icra memuru gelir,
Ne Birinci Şube sivil polisi....
İçerde kimine kuş tüyü sedir;
Yüz üstü toprağa düşer kimisi....
Bir musiki orda zaman ve mekân....
Yıldız dolu feza küçük camekân....
İmkân atomunu çatlatan imkân....
Bir hiç ki, içinde heplerin hepsi
Necip Fazıl Kısakürek (1978)
ÇOK ÖZLEDİM TOKAT İLİMİ
Duman duman bizim elin dağları,
Ah o taşlı tozlu uzun yolları,
Etrafında yemyeşildir bağları,
Çok özledim ben de Tokat ilimi…
Yanı başında olan yüksek kalesi,
Ne güzeldir, o tarihi müzesi,
Camisinden çıkar ezanın sesi,
Çok özledim ben de Tokat ilimi…
Yüksek yüksek yemyeşil yayalaları,
Sıralanmış yayılıyor sürüleri,
Bahar gelir meler koyunu kuzuları,
Çok özledim ben de Tokat ilimi…
Turhal’dan Tokat’a yeşil Kazova,
Karlar mı! Yağmış,güzel Topçam’a
Doyulmaz güzel akar yeşil ırmağa,
Çok özledim ben de Tokat ilimi…
Benim ilçem Mamubelinden görünür,
Almus şirindir, güzeldir, yeşile bürünür,
Almus barajında da hoşca yüzülür.
Çok özledim ben de Tokat ilimi…
Reşadiye bir başka güzel şifa kaynağı,
Kaplıcalar sıcak sıcak güzel hamamı,
Sebzesi bol , ayvaz su orada unutmam Niksar’ı,
Çok özledim ben de Tokat ilimi…
Tuğlası, kiremidi zengin kent güzel Erbaa…
Tarihiyle güzel şehir Zile’de orada,
Görmeden geçemeyiz şirin Turhal’ ıda,
Çok özledim ben de Tokat ilimi…
Güzel ilçelerden biri Artova’sı,
Güzeldir güzel yaylaların havası,
Verimlidir ekini bol tarlası,
Çok özledim ben de Tokat ilimi…
Gazi Osman Paşa’nın öz torunu,
Türklükle yoğrulmuş insanının hamuru,
Merttir insanı, güzeldir kadınları, kızları,
Çok özledim ben de Tokat ilimi…
Doğduğum yer Dikili orada büyüdüm,
Çok görmeyin bana, ülkemi, insanları çok sevdim.
Aşık Hüseyin’de şiirimin sonuna geldim.
Çok özledim ben de Tokat ilimi…
Yazan : Hüseyin YILDIZ
|
|