sirinturhal.com
|
YARARLI BİLGİLER
Anasayfaya
Dön
|
|
|
Bir söz söyleki sözünden ibret alsınlar, söz bilmez
isen sükut etki seni adam sansınlar
BÜTÜN ÇALIŞKANLARIN BAŞARILI OLMADIĞI DOĞRUDUR, ANCAK BÜTÜN BAŞARILI OLANLAR ÇALIŞKAN İNSANLARDIR.
Düşünce gücünü geliştirmenin yolları:
* Sabahlari gözleriniz kapali dus alin. Lifinizi, sabununuzu , sampuaninizi
el yordamiyla bulun. Böylece dokunma duyunuz gelisir.
* Sag elini kullananlar sol, sol elini kullananlar sag elle dis
firçalamayi, saç taramayi denesin. Beynin farkli bölgeleri uyarilmis olur.
* Ise giderken farkli yollardan gitmeye çalisin. Böylece beyninizi otomatik
pilot sisteminden çikarirsiniz.
* Araciniza bindiginizde gözlerinizi kapatin. Kontagin,
sileceklerin,radyonun, el freninin yerlerini düsüncelerinizi
yogunlastirarak bulun.
* Islerinizi farkli bir sirayla yapin. Hergün gördügünüz ancak üzerinde
düsünmediginiz esyalarin yerlerini degistirin.
* Çalisma masanizda aromali objeler olsun. Taze ve hos kokular yeni düsünce
çagrisimlarini beraberinde getirir.
* Ögle yemegine her zaman ayni saatte çikmayin. Bir saat önce ya da sonra
çikarak rutinden kurtulun. Hatta saatinizi farkli kolunuza takin.
* Arasira daha önce hiç yapmadiginiz yemekleri yapin. Sadece tad alma
duyunuzu degil, beyninizi de besleyin.
* Yemek yerken her zaman ayni sandalyeye oturmayin. Ara sira ailenizin
masadaki oturma düzenini degistirin.
Bir tane de ben ekleyeyim: 8 haneli bir sayiyla 9 haneli bir sayiyi kafadan carpin. sonra hesap makinasi ile kontrol edin...
Ufuk SONMEZ
Sizin için seçtiklerim:
1-UZUN YAŞAMIN SIRLARI
2-İŞ HAYATINDA BAŞARININ YOLLARI
3-10 GÜNDE KUSURSUZ BELLEK
4-AZ KİTAP OKUYARAK ÇOK KİTAP OKUMANIN SIRRI
5-EMPATİ
6-HAKLI ADAM KİM
7-NİYE ALO DERİZ
8-ÜLKEM İNSANINDAN MANZARALAR
9-GÜZEL VE ÖZLÜ SÖZLER
UZUN YAŞAMIN SIRLARI
Dünyanın pek çok ülkesinden bilim adamlarının yaptığı araştırmaları bir araya getiren Hazel Courtney’in "500 of the Most Important Ways To Stay Younger and Longer" adlı kitabına göre, kadınlar uzun yaşamak istiyorlarsa aşağıda verilen bazı tavsiyelere uymaları gerekiyor.
• Sağlıklı beyin hücrelerine, damarlara ve cilde sahip olmak için rafine olmamış ayçekirdeği, kabakçekirdeği, susam ve cevizi sofranızdan eksik etmeyin.
• Alzheimer hastalarında çok az bulunan acettlcholine maddesinin kaynağı olan ciğer, böbrek, lahana, sardalye balığı gibi yiyecekleri diyetinizde mutlaka bulundurun.
• Hafızanızı kuvvetlendirmek için adaçayı için.
• Egzersiz, meditasyon ve masaj ile rahatlayın. Stres, beyne zarar veren "kortisol" adlı hormonun salgılanmasına neden olur.
• Omega - 3 yağlarını içeren somon, sardalye, palamut gibi balıkları haftada en az iki kez yiyin.
• Her gün en az 1 saat güneş ışığı görün.
• Erken yatın. Gece yarısından önceki iki saat hücre yenilenmesi için en uygun zamandır.
• Geceleri daha derin uyumanızı sağlayan "lactucarium" adlı maddeyi içeren marul yemeyi ihmal etmeyin.
• Olumlu düşünün. Olumlu düşünen ve değişen durumlara çabuk adapte olan kişiler daha mutlu ve doyumlu bir hayat yaşıyor.
• Sentetik kumaşlardan elbise giymeyin. Derinizin nefes almasını engeller.
• Acılı yemekler yiyin, çünkü bunlar vücuda endorfin hormonu salgılanmasına yardımcı
İŞ HAYATINDA BAŞARILI OLMANIN YOLLARI
İŞ HAYATINDA BAŞARININ YOLLARI
1- SATIŞ İMKANLARIMIZI ELVERİŞLİ HALE GETİRMELİYİZ.
Acaba müşterimizin istek ve arzularını bizim sahip olduğumuz mekan karşılıyor mu? İş yerine girdiği zaman müşteri rahatlamalı, her türlü ihtiyacını karşılayabilmeli.
2- MALLARIMIZ KALİTELİ OLMALI
Ucuz mala müşteri bir defa gelir. Çünkü ucuz ve kalitesiz mal bir defa satılır. Ürettiğimiz malı kalitesinin kuvvetiyle satmalıyız. Hangi hizmeti sunarsanız sunun, hangi reklamı yaparsanız yapın, satış imkanınız ne kadar mükemmel olursa olsun, satış ortamı içinde malın kalitesi birinci planda olmalıdır. Yoksa belli bir süre sonra piyasadan silinirsiniz.
3- MALIN TANITIMI ÇOK ÖNEMLİ ( REKLAM )
İLANLARIMIZIN ETKİLİ OLMASINI SAĞLAMALIYIZ.
İlancılık bir sanattır. Profosyönellere yaptırılmalı.
İlanlara gereken önem verilmelidir. En verimsiz ilan işten anlamayan birinin yazdığı ilandır. Başarılı bir ilan; müşterinin düşündüğü gibi başlayan ilandır. İlanda satıcının özellikleri değil, alıcının özellikleri göz önünde tutulmalıdır. İlan metni yazacak biri müşterilerle içli dışlı olmalı, onları tanımalı; onların hislerinden, düşüncelerinden, ihtiyaçlarından habersiz insanlar ilan metni hazırlayamazlar.
40 yıllık reklamcılık uzmanı Victor O. Schwab bir ürünün satışındaki en önemli 5 faktörü şöyle sıralar.
1- Potansiyel alıcı kitlenin dikkatini çekmek.
2- Ürünün onlara sağlayacağı yada sağladığı en az bir avantajı göstermek.
3- Bu avantajı kanıtlamak.
4- Alıcıda o avantajdan yararlanma isteğini ve ihtiyacını uyandırmak.
5- Alıcıyı, o ürünü almaya teşvik etmek.
Bunlardan yararlanan satıcılar, bazen televizyonu, bazen gazeteyi, bazende dükkandaki tezgahı kullanarak bizi satın almaya zorlar dururlar.
REKLAMCILIK
1- İlan levhaları çok iyi düşünülmeli.
2- Resimlerin gücü göz ardı edilmemeli
3- Herkesin dikkatini üzerimize nasıl çekeriz düşünülmeli.
(Mavi jeans’ in kaliteyi yakaladıktan sonra helikopterle Sultan Ahmet meydanına 2000 kot atması )
BAŞKALARININ DİKKATİNİ ÇEKMEYE YARAYAN YOLLAR
Sizden beklenenin tam tersini yapmak.
Hepimiz, bize öğretilmiş olduğu gibi, yani belirli ‘ klişeleşmiş ’ tavırlar içinde davranır, tepkilerimizi böyle ‘ alışıldık ’ biçimlerde gösteririz:
• Saldırıya karşı saldırı ile
• Suçlanmaya ise savunma ile cevap verir
• Başkasının yanlışını, yüzüne vurur ve hemen eleştiririz
• Yüksek mevki kişilere karşı, saygı ve çekingenlik duyarız
• Yenilgileri de boyun eğme ile karşılarız
ama beklenilenin aksine ve şaşırtıcı bir biçimde davranmakla fark edilir, öne çıkar ve önemsenmeye başlarız.
Bilinçli olarak iltifat etmek.
Bunun etkisini görmek istiyorsanız şunları deneyin: Bir insana herhangi bir nedeni olmaksızın ve direkt olarak bugün çok iyi göründüğünü söyleyin.
Bilinçli olarak karşınızdakileri ‘ kışkırtmak ’ yada ‘ meydan okumak ’.
Üstün bilgi yöntemi.
Rakibin önceden incelenmesini ve onun hakkında önceden bilgi toplanmasını öngörür:
• Doğum tarihi, burcu ve çocukları
• Üye olduğu dernekler, gruplar
• Dost ve akrabaları
• Özellikle sevdiği şeyler
• Kişisel ve mesleki geçmişi
• Ailesi
• Dolaylı yol yöntemi ( nazara verdirme )
daha biz rakibimizle karşılaşmadan önce araya başka kişileri yada iletişim araçlarını koyarak, onun dikkatini kendi üzerimizde toplamak için yapılan bir çalışmadır.
4- Anketler ve kamu oyu araştırmalarıyla halkın ne istediği bilinmeli ona göre davranılmalı. İlanlar ona göre hazırlanmalıdır.
Başkalarının istemediği bir şeyi satmak kadar, bize zarar getirecek bir şey yoktur. Onun için herkesin ne istediğini anlamak ve satış planlarını müşterilerinin arasında hazırlamak gerekir.
Gilette fabrikası 30 bine yakın müşterisine giderek nasıl bir bıçak istediklerini öğrenmiştir.
4-MALLARIMIZI İYİ TEŞHİR ETMELİYİZ
A- ANBALAJ İYİ OLMALI
Sadece malın kaliteli olması önemli değildir. Satışta ambalajda önemlidir. Ambalaj sanayi çok gelişti bundan mutlaka istifade edilmeli. İyi düşünülüp tasarlanmış bir ambalaj dikkati çeker ve alımı hızlandırır.
B- VİTRİN İYİ HAZIRLANMALI
Malların yerleştiriliş biçimi müşterilerimizin ilgisini çekecek şekilde olmalı.
Mallarımızı göstermeye gereken önemi vermiyoruz. Halbuki vitrinin cazip olması gerekir. İnanın cazip hazırlanmış bir vitrin, satışı % 20-30 oranında arttırır.
5-MÜKEMMEL BİR HİZMET SUNMALIYIZ.
Önce hizmeti düşünün ve hizmet verin para kendiliğinden gelecektir. Onun için müşterilerinize beklentilerinin ötesinde hizmet verin. Verdiğiniz her zaman umulandan ve beklenenden fazla olsun.
Tek bir patron vardır; müşteri. Parasını başka yerde harcayarak; herkesi işten çıkartabilir.
SAM WALTON
Sermayemiz para değil, müşterimizdir.
Müşteri haklarının tüm çalışanlarca takibini sağlayınız. Unutmayın müşteri her zaman en önemli kanun koyucudur.
6- İNSANLARLA YÜZ YÜZE GELECEK PERSONELİMİZİ İYİ SEÇMELİYİZ. YENİ ALDIĞIMIZ ELEMANLARI DA YETİŞTİRMELİYİZ.
Personelimiz her gün yüzlerce müşteriyle yüz yüze gelir. Ve şirketimizi ya batırır yada çıkarır. Karın sihiri iyi seçilmiş, iyi eğitilmiş, iyi ücret alan tezgahtardır.
Unutmayın; bir mağazada en önemli şey : Tezgahtarın bilgisi, zekası, kabiliyeti ve tatlı yüzlülüğüdür. Satışta her şey bundan sonra gelir.
PERSONEL SEÇİMİNDE NELER ARAMALIYIZ?
1- Görünüşü güzel olmasa da sevimli olmalı.
2- Güler yüzlü ve nazik olmalı.
3- Atılgan ve cesur olmalı.
4- Çabuk cevap verip düzgün konuşabilmeli.
5- Tahsilli olması faydalıdır.
6- Aile münasebeti düzgün olmalı.
7- İş canlısı olmalı, her işe koşmalı. Bu benim işim değil yerine, ortada kalmış her iş benim işim diyen fertler olmalı. Yani çalışanlar akan kanı durduracak tampon gibi olmalıdır. Nerede yardıma ihtiyaç varsa oraya koşmalıdır.
8- Diğer çalışanlarla uyumlu bir şekilde geçinmeli, ekip elemanları bir aile gibi olmalıdır.
9- Elemanlarda müşteriye hizmet anlayışı olmalıdır. İnsanları mutlaka sevmelidir. Yoksa zaten hizmet etmez.
Hizmet anlayışı olmayan birini işe alıp eğitmeye çalışmak ; bir kediye şarkı söylemeyi öğretmek gibidir. Bu sizin zamanınızı alırken kediye eziyet etmekten başka bir işe yaramaz.
10- Öğrenme azmi varsa TECRÜBE o kadar önemli değildir, başlangıçta bu olmasa da olur.
Çoğunlukla bir iş için tecrübesi, öğrenmesine ve eğitilmesine engel olacak yaşlı insanlardan ziyade, henüz işi öğrenecek tecrübesiz genç kişileri almak daha iyidir. Tecrübe gelişme yolunda bir engel olabilir. Onun için tek başına tecrübenin kıymeti yoktur.
Ayrıca işletmelerin eğitimle yükseleceğini unutmamalıyız. Kalifiye personelin az olduğu şu devirde firmalar kendi adamını kendileri yetiştirmelidir.
Güler yüzlü, iş tatminine ulaşmış, gayretli, kendini sürekli yenileyen, sorumluluk sahibi ve inisiyatif almaya istekli, otorite karşısında disiplinli, bilgili elemanlar yetiştirmek zorundayız.
KÖTÜ ORTAMDA İYİ İŞ ÇIKMAZ.
7- ELEMANLARINIZA İŞ TATMİNİ SAĞLAMALIYIZ.
“KÖTÜ ORTAMDA İYİ İŞ ÇIKMAZ.”
1- Personelinize güven vermelisiniz. Acaba beni ne zaman işten çıkartacak psikolojisi içinde olan insanlardan verim alınamaz.
2- Çalışacakları temiz bir ortam sunmalıyız.
3- Dinlenme zamanlarında onları rahat ettirecek mekanlar olmalı ( Amerikan Kolejinde öğretmen odasında çay set vardı isteyen çayını içiyordu.)
4- Adaletli ve tatmin edici bir ücret politikanız olmalı. Müessesede ücretler çalışma oranına göre tespit edilmelidir. Çalışanla, çalışmayanın aynı ücreti aldığı bir iş yerinde canlılık, verim ve zevk olmaz. Ne kadar iş üretirse üretsin aynı ücreti alan birisi, zamanla yavaş çalışmanın daha iyi olduğunu düşünecektir. Ayrıca aldığı ücreti verdiği hizmetle ödeyemeyen hiçbir personel yerinde kalmamalıdır.
5- Onlara yapacakları değişik işler bulmalısınız Aynı işi yapmak, yapılan işin sınırlı olması, insanın ruhunu sıkar. İnsanlar yeteneklerini geliştirebilecek bir dizi etkinlik yürüttükleri zaman işlerine daha çok sarılırlar
6- Verdiğiniz görevin tamamını yapmalarını sağlayın İşin küçük bir bölümünü değil de tamamını yapmak, baştan sona işi götürmek, “bunu ben yaptım” ya da “şunu ben ürettim” diyebilmek insana hoşnutluk verir.
Ayrıca şu hususlar personelinizin memnuniyeti açısından çok önemlidir:
1-Onlara gösterdiğiniz özen
2-Sizinle ilişkisi
3-Kararlarınıza katılımı
4-Düşüncelerinin kabul görme derecesi
5-Çalışma şartları
6-İş tatmini (İşi anlamlı bulmalı, iş önemli ve ilginç görüldüğünde çalışanlar daha fazla motive olur. Onun için değecek bir şeyi yaptığına veya ürettiğine inanmalı.)
7-Sorumluluk taşımak (İnsanların işte kendilerini rahat hissetmeleri için onlara belli bir oranda özerklik tanımak gerekir. Bu da şu demektir;
a) Özgürlük tanımak : Emirler vermek yerine, insanlara kendi görevlerini programlama ve yürütme yetkisini tanıyın. Bu onları, kendi yöntemlerini geliştirmeye, sorumluluk alma konusunda hazır olmaya ve sorumluluk almadan mutlu olmaya yöneltecektir.
b) Güç vermek : Bütün kararları kendiniz vermek yerine, çalışanların yaptıkları işin sonucundan sorumlu olmalarını sağlayın. Bu yaptıkları işten kişisel olarak gurur duymaları sonucunu getirecektir.
İnsanlara, sorumluluk alma fırsatını tanımanız önemlidir. İşin içine ne kadar çok girerlerse, o oranda sorumluluk alma isteği taşıyacaklardır.
Bu nedenle hangi kişilere , ne gibi sorumluluklar verilmesi gerektiğini belirlemelisiniz. Şaşırtıcı sonuçlar elde edebilirsiniz. Örneğin; hiç fazla mesaiye kalmayan ve işle ilgisi yokmuş gibi görünen bir yardımcının aslında sorumluluk eksikliğinden şikâyetçi olduğunu, sorumluluk verildiğinde gece gündüz iş yerinden çıkmadığını göreceksiniz.
İnsanın beklediği sorumluluğu ona yüklemek, büyük bir motivasyondur. Ek sorumluluklar vermek de öyledir. Tabii, sorumluluk almanın, kendilerini geliştirmenin bir yolu olduğunu ve gelişmelerini dikkatle izlediğinizi, insanlara açıkça belirtmeniz şartıyla.
İŞİ NE KADAR ANLAMLI HALE GETİRİRSENİZ, İNSANLAR YAPTIKLARI İŞE O KADAR İLGİYLE SARILIRLAR. İNSANLARA NE KADAR ÖZERKLİK TANIRSANIZ, SONUÇLARIN SORUMLULUĞUNU ÜSTLENMEYE O KADAR ÇOK GÖNÜLLÜ OLURLAR.
8- KENDİNİZİ GELİŞTİRMEYE ZAMAN AYIRIN, UFKUNU GENİŞLETİN:
Sahip olduğu şeylerle yetinmeyin, daha iyiye ve kusursuza ulaşma gayreti gösterin. Bir insanın yaşamındaki olumlu gelişmeler, her zaman kişisel gelişmeyi gerektirir. Görüşünüzü gerçekleştirmek için nasıl bir gelişme içinde olmanız gerektiğini düşünün. Sonra da arzu ettiğiniz kişi olabilmek için neler öğrenmeniz gerektiğini belirleyin. Öğrenmeyi ve gelişmeyi hep sürdürün, okumaya aşık olun.
“NE YAZIK Kİ, BU GÜNKÜ İNSANIMIZIN EN KAREKTERİSLİK BİR YANI, OKUMAMAK VE DÜŞÜNMEMEK. ZANNEDİYORUM BİZİ VERİMSİZ HALE GETİREN DE İŞTE BU. İSTİSNALAR OLSA DA, BU BİR GERÇEK.” F.G.
“ÇOK KİTAP OKUMALI, MESELA BİNLERCE SAYFALIK KİTAPLAR ÇOK KISA ZAMANA SIKIŞTIRILARAK OKUNMALI VE HAZMEDİLMELİ. KİTAP OKURKEN DE DİKKATİMİZİ ÇEKEN ORİJİNAL YERLER NOT ALINMALI VE GEÇMİŞ MALUMATIMIZA DAYANARAK GÖRDÜĞÜMÜZ EKSİKLİKLER TAMAMLANMALIDIR. F.G.
“ Bulunduğunuz yerin en iyi süngeri siz olun.”
“En büyük ve karlı yatırım, kendine yapılan yatırımdır.”
David J. SCHWARTZ
1- YENİ İCATLARIN VE FİKİRLERİN ÖNÜNÜ AÇIN
“KİMDEN GELİRSE GELSİN İNSAN, KENDİ SİSTEMİNE, KENDİ DÜŞÜNCELERİNE, KENDİ DÜNYASINA VE KENDİ MENFAATİNE OLACAK BİLGİ VE MÜLEHAZALARDAN FAYDALANMAYI BİLMELİ VE HELE TECRÜBE SAHİPLERİNİN TECRÜBELERİNDEN YARARLANMAYI DA, ASLA İHMAL ETMEMELİDİR.” F.G.
“AKILLI İNSAN YANILMAYACAĞINI İDDİA EDEN VE BAŞKALARININ FİKİRLERİNE KARŞI MÜSTAĞNİ KALAN İNSAN DEĞİLDİR. AKILLI İNSAN YANILMASININ BEŞERİ OLDUĞUNU KABULLENEREK, İŞLEDİĞİ HATALARI DÜZELTEN VE DEĞİŞİK DÜŞÜNCELERİ DEĞERLENDİRİP ONLARDAN İSTİFADE ETMESİNİ BİLEN İNSANDIR. F.G.
Yöneticiler; emir veren kişiler olmaktan ziyade, en alt kademeden en üst kademeye, çalışanların problemleri ve önerileriyle ilgilenen liderler konumunda olmalıdır. Onların yapacağı asıl iş, genel koordinasyonun temini ve çalışanların en başarılı şekilde yönlendirilmesidir.
Yeni fikir ve önerilere açık olun. İşe yaramaz, yapılamaz, hiçbir değeri yok, aptalca gibi kelimeler ağzınızdan hiçbir zaman çıkmasın. Yeni fikirlere ve görüşlere açık olduğunuzu karşı tarafa hissettirin.
Farklılık çeşitlilik, zenginlik demektir. Şöyle bir düşünün çevrenizde bilgilerinden, tecrübelerinden, zekalarından faydalanılacak kim bilir kaç insan var.
Yeni fikir ve görüşlere açık olduğunuzu karşı tarafa hissettirin. Çalışanların fikirlerinden ve düşüncelerinden istifade etmesini bilin. Farklı düşüncelerin toplandığı bir havuz olun.
Hiçbir müdür ; kendisini emri altında çalışan personelin tamamından daha akıllı
saymamalıdır. Yüzlerce personelin çalıştığı bir işyerinde bilgilerinden, tecrübelerinden, zekalarından faydalanılacak kim bilir kaç insan vardır?
Japonlar bunu çok iyi yapıyorlar. Çalışanların her türlü teklif, tavsiye ve uygulamalarına kapıları açıktır. Herkesin düşündüğünü söyleyebildiği bir ortamda ortaya çok güzel şeyler çıkar.
Nerede hür düşünmek ve düşündüğünü söylemek kısıtlanmışsa, orası geri kalmıştır.
Ayrıca bize fikir de vermesine olanak tanımadığımız sürece, bir insanın kas gücünün yüzde yüzünü elde etmeniz psikolojik yönden olanaksızdır. A.B.D.’ de Endüstri işçileri üzerinde tutulan kayıtlarla bu husus şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanmıştır. Yönetimde kesinlikle söz sahibi olmayan, öneri ve fikir katkısında bulunmayan, kendi düşüncelerini ifade etmelerine izin verilmeyen işçiler, tavsiyelerde bulunmaya teşvik edilenlere kıyasla daha az iş yapmaktadırlar.
Kalımcı Yönetim Robert C. Hood’ un her alanda kullandığı yöntem. Bu sistem ailede de uygulanılabilir. Haftalık toplantılarla çocuklar dinlenir, onların da fikirleri alınır.
“İNSANLAR OLUŞTURMASINA YARDIMCI OLDUKLARI ŞEYLERİ DESTEKLERLER.”
“Hayatta başarılı olmanın sırrının başkalarının tecrübelerinden yararlanmayı bilmek, verilen öğütleri can kulağıyla dinlemek, ilgili yayınları dikkatle okumak ve kazanılan bilgileri değerlendirmek olduğuna inanırım. Dolayısıyla iş hayatındaki başarımı, mesai arkadaşlarımla kurduğumuz; uzun yıllar süren yakın iş birliği sağlamıştır.” Vehbi KOÇ
2-BEYİN TAKIMINIZI KURUN
“GÜNDEM BELİRLEMEK VE HADİSELERİN NABZINI ELDE TUTABİLMEK İÇİN DEVAMLI FİKİR VE DÜŞÜNCE ÜRETEN BİR ‘BEYİN KADROYA’ VE DÜŞÜNCELERİ PRATİĞE DÖKECEK ‘DİNAMİK İNSANLARA’ İHTİYAÇ VARDIR. TABİİ BÜTÜN BUNLAR, BİRER PLAN VE PROGRAM GEREKTİREN İŞLERDİR.” F.G.
Artık “Tek Adam” “ One Man Show” devri geçti. Başarılı olmak istiyorsanız takımınızı kurun. Sermayede, çalışmada ve düşüncede kolektif hareket edenler için karın sınırı yoktur. Vehbi KOÇ
3-KENDİNİZİ BAŞARILI İNSANLARLA KARŞI KARŞIYA GETİRİN
Başarılı insanları gözlemleyin. Onlara sorular sorun. Onları taklit edin. Göreceksiniz zamanla onlar gibi düşünmeye başlayacaksınız.
4-OLUMSUZ DÜŞÜNENLERİ YAKIN ARKADAŞ OLMAKTAN ÇIKARIN.
Kendilerine ait hiçbir hayali olmayan insanlar, sizinkileri göremezler. Bu tarz insanlar gelişiminizi engeller, sizin duyduğunuz aşk ve şevki öldürürler.
2- MUTLAKA BAŞKALARINDAN FARKLI BİR ÖZELLİĞİMİZ OLMALI. BİZİ TANITACAK OLAN BU FARKLI ÖZELLİĞİMİZDİR.
Zihniniz devamlı insanların ihtiyaçlarıyla meşgul olsun. İnsanlar neler alıyorlar, nereye gidiyorlar, nelerden hoşlanıyorlar? Yaşadığınız ortamı bu sorular çerçevesinde değerlendirin, İnsanların hoşuna gidecek onların memnun olacağı şeyleri anlamaya ve bulmaya başladığınız an nelerin kabul göreceğini, nelerin kabul görmeyeceğini seziyorsunuz demektir. Böylece iş hayatında yanlış adımlar atmamış olursunuz.
Devamlı farklı şeyler düşünmek için gayret edin. Kendinize şu soruyu sorun ; “ İnsanlara başkalarından farklı olarak ne verebilirim?”
“Hangi ihtiyaçlarını karşılayabilirim?”
H. İbrahim’in “SEÇ MANAV’ ı” Herkes kendi eliyle alacağı şeyleri seçtirme.
Özdiller’ in çocuk eğlence merkezi. Diğer benzinliklerden farklı.
3- MÜŞTERİ HAKLARININ TÜM ÇALIŞANLARCA TAKİBİNİ SAĞLAMALIYIZ.
Şunu bütün çalışanlara öğretmeliyiz;
“Tek patron vardır; müşteri. Parasını başka yerde harcayarak; herkesi işten çıkartabilir.”
Sam WALTON
“Müşteri velinimettir.”
“Sermayemiz para değil, müşterimizdir.”
4- ÇALIŞANLARI YETKİLENDİRMELİYİZ.
5- MÜESSESEDE GÖREV AŞKI MEYDANA GETİRMELİYİZ. HEYECAN UYANDIRMALIYIZ.
“Başarının asıl sırrı coşkudur...Tüm gelişmelerin altında coşku yatar. Coşku olduğunda başarı muhakkak gelir. Coşkunun yokluğunda ise ancak mazeret vardır.”
Walter CHRYSLER
“ Coşku, zekadan daha önemlidir.” Albert EINSTEIN
“COŞKULU OLUMLU VE DOST TAVIRLI OLUN” Roger AILES
Coşku, kızamıktan daha bulaşıcıdır. Kayıtsızlık ve coşkunsuzlukta öyle.
Mesleğiniz ve göreviniz ne olursa olsun kendinizi bir satıcı gibi görün. ( Kendini ve davasını pazarlayan ve satan bir kişi. ) Her gün, insanlara ve diğer teşkilatlara kendinizi satıyorsunuz. Belki başarılı, belki başarısız olarak. Unutmayın ki satıcı daima ataktır ve aktiftir. İnsanların ilgisini çekebilmek için, çarpıcı ve canlı olmanız gerekir.
“TENBELLİK VE TENPERVERLİK, HER TÜRLÜ ZİLLET VE MAHRUMİYETİN EN BAŞTA GELEN SEBEBLERİNDENDİR. KENDİNİ RAHAT VE RAHAVETİN KUCAĞINA SALIVEREN ÖLÜ RUHLARIN, BİR GÜN ZARURİ İHTİYAÇLARININ DAHİ, BAŞKALARI TARAFINDAN KARŞILANMASINI BEKLEME GİBİ BİR ZİLLETE DÜÇAR OLACAKLARINDA ŞÜPHE YOKTUR. F.G.
Heyecan bir ilaçtır. Heyecan ve aşk birer manevi güneştir. Bu güneşin ışınları ümitsizlik mikroplarını öldürür.
Başında bulunduğunuz müessesede hoşnutsuzluğu, tembelliği, durgunluğu, kovun. Bunun yerine; kardeşlik, heyecan ve hareket koyun.
COŞKULUYSANIZ, DURUŞUNUZ İYİYSE, DOSTÇA BİR TAVIR İÇİNDEYSENİZ VE RAHATSANIZ, DOĞRU TİPTE ENERJİYE SAHİPSİNİZ DEMEKTİR. ONUN İÇİN COŞKULU, OLUMLU VE DOST TAVIRLI OLUN. Kate KEENAN
6- BAŞARMANIN EN KOLAY YOLU, BAŞKALARININ DURDUĞU ZAMANDA YÜRÜMEYE DEVAM ETMEKTİR.
Tamer’ in market işletirken yaptığı gibi ( Dükkanında yatmış gece saat üçte dahi olsa müşterisinin hizmetindeymiş.) Diğeri batmış o ayakta kalmış.
7- MÜESSESEDE ÇİFTE YÖNETİMDEN KAÇINILMALIDIR.
Hangi sebeple olursa olsun, bir müessesenin iki yöneticisi olmaz. Hangi gemide eşit yetkiye sahip iki kaptan vardır. Çift başlı müesseselerde çabuk karar verilemez. Yetki tartışması ortaya çıkar. Zorluğun üstüne gitmeyi hiç biri istemez.
8- LÜZÜMSUZ HARCAMALARIN VE İSRAFIN ÖNÜNÜ KESMELİSİNİZ.
Düzgün kapatılmayan bir musluğun boşa akıttığı su miktarı bir yılda on tonu bulur. Kaldı ki o musluk orada daha bir çok işin yolunda gitmediğini gösterir.
9- TAKİP SİSTEMİNİZ OLMALI.
Bir müessese başarı için, yıllık bilançoları beklememelidir. Birimlerden aylık, haftalık raporlar istenerek dikkatle incelenmelidir. Hatta günlük raporlar herhangi bir aksaklığı derhal düzeltme imkanı verir. (Askerdeyken ocakları günlük takip ederdim.)
SATIŞ ELEMANLARININ DİKKAT EDECEĞİ ŞEYLER.
1- MALI TANIMALISINIZ.
Malın kalitesini anlatmak, fiyatını anlatmaktan daha önemlidir. Onun için satacağınız eşyayı iyi tanımalısınız. Ve fiyatını malı sevdirdikten sonra söylemelisiniz.
2- MÜŞTERİYİ TANIMALISINIZ. ONUN NE İSTEDİĞİNİ İYİ ANLAMALISINIZ.
Alıcıyla iletişim kurmak çok önemlidir. Bunun için müşteriyle konuşmalı, ona eşyayla ilgili sorular sormalı ve onun ne istediğini öğrenmelisiniz. Onu elinizden geldiğince konuşturun. Sıcak bir hava oluşturun. Böyle davranıldığı takdirde müşteri mala karşı daha sıcak yaklaşır.
3- MÜŞTERİNİZİN GÜVENİNİ KAZANMALISINIZ.
Dürüstlük, insanlar arasındaki güvenin temelini oluşturur. Bunun için dürüstlük uzun vadede en iyi politikadır. Taahhütlerinizi yerine getirin, randevularınıza uyun. Daima sözünüzde durun. Tutarlı olun.
4- MÜŞTERİNİZE KENDİLERİNİN CEPLERİNDEKİ PARADAN DAHA ÖNEMLİ OLDUĞUNU HİSSETTİRMELİSİNİZ.
Ona misafir gibi davranın. Saygılı olun. Onu tatlı diliniz, nezaketiniz, hoş esprilerinizle etkilemelisiniz. Kendisine hayatınızda özel bir yeri varmış gibi davranın. Meşgulseniz bile müşterinin varlığına kayıtsız kalmayın. Alış-veriş ortamını sonuna kadar takip edin. Onu dikkatle dinleyin. Bu onu önemsediğinizi gösterir. Onun ihtiyacını tam olarak giderme peşinde olun. Beklentilerin ötesinde hizmet verin. Parolanız müşterinize mal satmak değil, müşteriye hizmet etmek olmalıdır.
5- RAKİPLERİNİZİ ELEŞTİRMEYİN. BİR ÖNCEKİ MÜŞTERİNİZLE OLAN PROBLEMİ SONRAKİNE TAŞIMAYIN.
Kendinizin arkasından da konuşabileceğinizi düşünür.
Ayrıca İnsanların her hangi bir şeyi, hatta rakiplerini bile eleştirmeleri sevmediğini, ne yazık ki pek çok satış elemanı fark etmez. Eğer iyi bir izlenim bırakmak istiyorsanız, asla başka birini veya ürünü eleştirmeyin. Onun yerine kendi ürününüzü övün.
6- KENDİNİZE GÜVEN DUYMALISINIZ.
Kendilerine güven duyarak hareket eden kimseye başkaları da güven duyacaktır. “Kendine güven, kendine güvendiğin her halinden belli olsun, kendine daha çok güvenmekte olduğunu fark edeceksin. Bundan daha önemlisi, müşteri adaylarının da sana daha çok güvenecek olmasıdır. Vasat satıcılar gördüm güvenli davranmayı ve konuşmayı bildikleri için başarılı olmaktaydılar. Ve görünürde satış işinin teorisini çok iyi bilen elemanlar gördüm, bu güven duygusunu sergileme hünerinden yoksun oldukları için maalesef başarısızdılar.” Newyork’ da ki Nationel Sales Executives ( Ulusal satış yöneticileri derneği) başkanı Bob WHITNEY
“ Başını dik tut. Karşındakinin gözlerinin içine bak...Kendine güvenen bir tarzı bilinçli olarak benimseyin Unutmayın siz kendinize inanır ve kendinize inanarak davranırsanız, başkaları da size inanacaktır.” Kişilik Enstitüsü Kurucusu Bob BALE
7- ALICILAR HER ZAMAN EN İYİSİNİ VE EN YENİSİNİ İSTERLER, FAKAT HİÇBİR ZAMAN ONU ALANIN İLK ÖNCE KENDİLERİ OLMASINI İSTEMEZLER.
Yeni gelen mallardan söz etmeniz, onları göstermeniz gerekir. Bu malları alanlardan bahsetmeniz, alanların memnun olduğunu söylemeniz onu etkileyecektir.
8- DAKİK OLUN KİMSE BEKLETİLMEKTEN HOŞLANMAZ
9- MÜŞTERİNİZİ SADECE BİR DEFALIK OLARAK GÖRMEYİN.
En önemli mesele malı satmak değil, daha fazla müşteri kazanmaktır. Maalesef çalışma hayatımızda karşılaştığımız insanları yabancı kişiler olarak düşünmeye meyilliyiz. Ben size iş temaslarınızı arkadaşlık kurabileceğiniz bir fırsat olarak görmenizi tavsiye ederim.
Alış-veriş bittikten sonra da onunla ilgilenin. Özellikle kadınsa daha fazla özen ve önem gösterin. Yoksa parası alınan müşteriyi baştan savmak kadar kötü bir şey yoktur.
10- MALI SATARKEN MÜŞTERİNİZİN DÜŞÜNCESİNİ ANLAMANIZ ÇOK ÖNEMLİDİR.
Müşteri satın alma kararını kendisi vermelidir. Size düşen yalnızca onu fethetmektir. Çünkü satış sanatı aldatmadan, doğruluk ve güzellikle ikna etmektir.
“Müşteri her zaman haklıdır. Müşteriye kendi isteğinizi değil, onun istediğini veriniz.” Marechal FIELD
11- MÜŞTERİNİZİN ÖZEL GÜNLERİNİ DEĞERLENDİRMELİSİNİZ.
Yaş günleri, evlilik yıl dönümleri v.b. gibi
12- DOSTLUĞUNUZU VE SAMİMİYETİNİZİ ONA HİSSETTİRİN
Bunun için müşterinizin kişisel ihtiyaçlarına dikkat etmelisiniz. Onların isimlerini öğrenin ve isimleriyle hitap edin. Sanki mağazanın değil de, müşterinin adamıymış gibi hararet etmelisiniz.
13- YAPACAĞINIZ HER İŞTE, ATACAĞINIZ HER ADIMDA ESKİ VE DEVAMLI MÜŞTERİLERİNİZİ GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURMALISINIZ.
Yapacağınız her değişiklik ve yenilikte onların görüş ve fikirlerini almalısınız çünkü bu müesseseyi ayakta tutan devamlı müşterilerinizdir. Ayrıca böyle yapmanız mekanınızın aynı zamanda onların mekanı da olduğu izlenimini sağlar. Böylece daha iyi sahip çıkarlar.
14- MÜŞTERİNİZDE ALDIĞI EŞYADA KAR ETTİĞİ KANAATİNİ
OLUŞTURMALISINIZ
15- İLGİ ÇEKECEK SÖZLER SÖYLEMEYİ ÖĞRENMELİSİNİZ.
İnsanların size “evet” demelerini sağlamalısınız.
16- MALLARI GÖSTERMEKTEN ÇEKİNMEMELİSİNİZ VE YORULMAMALISINIZ
Müşterinize malı gösterirken zahmete girdiğinizi sezdirmemelisiniz. Müşterinizin mal hakkında sorduğu sorulara istediği açıklamayı memnuniyetle yapmalısınız.
17- EŞYA İLE MÜŞTERİYİ BİRBİRİNE YAKLAŞTIRIN. ARALARINDA BİR BAĞ OLUŞTURUN.
Araba satıyorsanız arabaya binsin gezsin.
18- KENDİNİZDE ŞU ÜÇ TUTUMU GELİŞTİRİN
1) Ben canlıyım tutumu.
2) Sen önemlisin tutumu.
3) Önce hizmet tutumu.
Unutmayın! Müşterinin gözünde siz tüm kuruluşu temsil ediyorsunuz.
|
|
|
|
|
|
ON GÜNDE KUSURSUZ BELLEK
Yazarı: Dr. Joyce BROTHERS, Edward P.F.EAGON
Yayınevi:
I.BÖLÜM
Gerekeni, gerektiği anda ve yerde hatırlamanız için, belleğin (hafızanın) sihirli gücü:
Hiç kimse unutkan biri olmak istemez. Çoğu kez ‘Dilimin ucunda’ deyimini kullanmak durumunda kalmışsınızdır. Her zaman, hatta şu anda bile, bellek aksamalarınızı giderebilirsiniz.
Dilerseniz hatırlama gücünüzü on gün içinde on katına çıkartabilirsiniz. Aslında bu yetenek herkeste mevcuttur. Bu eşsiz yeteneğin tam kapasiteyle işletilmesi, onu kullanmayı istemeye bağılıdır ve ‘istemek’ yeterlidir. Her alanda veriminizi artırmak ve aklınızdan geçirdiğiniz en olmayacak umutları bile aşacak hedeflere erişmek sizin elinizde.
Sıradan bir insan, belleğinin sadece % 10’unu kullanabilir. Bununla birlikte içimizde zihinsel gücümüzden % 100 yararlanmamızı sağlayacak bir yetenek uyumaktadır.
Hafıza, hiç ara vermeden, sürekli çalışan zihinsel bir mekanizmadır.
*Verimli bir hafıza yoksa, çok şey yapılmadan kalır.
*Verimli bir hafıza yoksa, birçok önemli hedefe ulaşılamaz.
*Verimli bir hafıza yoksa, hayatın değerli diye sunduğu şeylerin büyük kısmı yitirilir.
Her şeyden önce bellememiz gereken bir gerçek: Kötü Bellek Yoktur! İyi ve kötü diye bilinen belleklerin tek farkı, hatırlama teknikleridir. Bu kitapta da anlatılan hatırlama tekniklerinden başka birşey değildir.
Belleği yaşanmış, işitilmiş ve okunmuş olan herşeyi sayısı hesapsız çekmecesi bulunan dev bir dolaba benzetebiliriz. Kullanacağımız bilginin çekmecesini açar, yardımcı bilgilerle destekleyebiliriz. Bir şey zihinde ilgi alanına göre kalır veya kalmaz. Mesela, dün veya herhangi bir zamanda sokağa çıkmışsınızdır.
Yolda tanıdık bir kimseye rastladınız mı?
Rastladıysanız, bu tanıdığınız nasıl giyinmişti?
Yolda bir kimseyle konuştunuz mu?
Ne üzerine konuştunuz?
Herhangi bir mağazanın önünden geçtiniz mi?
Vitrinine neler konmuştu?
Vereceğiniz cevapları iyice düşünün ve her ayrıntıyı hatırlamaya çalışın. Beyninizin ilginç bir işleme tarzı açığa çıkacaktır. Beyninizde kalan ilgi alanınıza giren olaylar olduğunu göreceksiniz.
Bundan sonraki her bölümde (kitapta ‘gün’ deniliyor), bellek gücünüzdeki % 10’luk artışı göreceksiniz Şu ana kadar sıradan bir insanın belleğine sahipsiniz.
% 100
% 90
% 80
% 70
% 60
% 50
% 40
% 30
% 20
% 10 Normal verim
İKİNCİ GÜN:
Bu bölümde iyi bir belleğe giden yolda iki önemli işaret taşını göreceğiz.
Hayatta yaptığımız herşeyin bir nedeni, bir gerekçesi vardır. Verimi yüksek, güçlü bir belleğe giden bu yola çıkmamızın gerekçesi ne?
Hatırlarsanız, yazarımızın gerekçesi para kazanmaktı. Bunun için hiç de bilmediği boks alanında bir yarışmada binlerce dolar para kazanmıştı.
Gereç, otomobilinizin deposuna koyduğunuz benzin gibidir. Yani sizi harekete geçirecek, güç verecek kaynaktır. Sonra sadece istemek kalır. İstemeniz marş motorunuzdur. Motor çalıştı mı, beyin motoru harekete geçer ve isteğiniz gerçekleşene kadar stop etmeyecektir.
BELLEK, GEREKÇENİN ŞİDDETİ ÖLÇÜSÜNDE GELİŞİR
Bu cümleyi bir defa daha okuyun. Yüksek sesle okuyun. Şimdi kitaba bakmadan tekrarlayın. Sonra da kaleminizi alıp bu cümleyi yazın.
Verimli bir bellek için sadece tekrar yeterli değildir. Mesela, telefonunuzu günde kaç defa kullanırsınız? Numaratörü kaç defa çevirirsiniz? Cevabınız ‘defalarca’ olacaktır.
Peki, numaratörün iç tablasında harfler var mıdır? Varsa, büyük harfler mi? Küçük harfler mi? Renkleri ne? Defalarca bakmış olmanıza, ve defalarca kullanmış olmanıza rağmen bu soruları doğru olarak cevaplayacağınızı sanmıyorum.
O halde hafıza için sadece tekrar bir işe yaramaz. Tekrar, gerekçeyle anlam kazanır. O halde belleğin ikinci temel kuralı:
Gerekçe + Tekrar = Bellek Sağlamlığıdır.
Bellek motifini hiçbir zaman gözden kaçırmayanlar, sadece onlar amaçladıkları hedefe çabuk, kolay ve olabilecek en büyük başarıyla erişebilirler.
Onun için aşağıdaki noktaları içeren açık listeler yapmanız lazım.
1-Verimi yüksek bellek için nedenleriniz?
2-Mükemmel bellekten beklediğiniz yararlar?
Bunları bir kağıda yazınız. Bu kitapta ‘Yazınız!’ denilen yerler yazılmazsa, başarılı olunamaz.
Belleğin üçüncü temel kuralı ise:
Hatırlama yeteneği ne kadar zorlanırsa, sağlamlığı da o kadar gelişir. Ayrıca yakın hedefler de bellek eğitiminde önemlidir.
Şunu asla unutmayınız: Bellek gerekçeye göre gelişir.
Gerekçe + Tekrar = Bellek Sağlamlığı
Hatırlama tekniğinin zorlaması.
% 50
% 40
% 30
% 20 Bellek gerekçesi
% 10 Normal verim
ÜÇÜNCÜ GÜN:
Verimli bir bellek için üçüncü adım keyfe bağımlılığı ve bağımsızlığı bir kenara bırakıp hedefe yürümektir.
‘Ah! Şu anda keyfim hiç yerinde değil. Birşey yapamam!’
‘Bugün çalışmak hiç işime gelmiyor’
‘Şimdi başka şeyler yapayım daha iyi’
Bu bahanelerin her biri işten kaçmaktan başka birşey değildir.
Ertelemek her ne sebeple olursa olsun, güvensizlik oluşturur. İsteksizlik şu andan itibaren özür olarak değerini kaybetmiştir.
İş yapmanın keyifle bir bağlantısı yoktur. Çalışmaya hiç de hevesli olmadığınız günlerde de önemli işler yapmış, buna karşılık yataktan kalktığınız zaman bazı günler hiçbir işe başlayamadığınız olmuştur. İnsanın keyfinin olup olmaması bağlayıcı değildir. Bu ruh haletini yenebilirsiniz; ama nasıl?
İlk Adım: Gelgeç hedeflere hedef olmayınız. Çünkü bunlar zaman öldürme canavarından başka birşey değildir. Bellek gücünüzü artırmak istiyorsanız, işinize hemen başlamalısınız.
İkinci Adım: Her işe derhal girişin. Girişmek istediğiniz işe hemen girişmezseniz, kaybedersiniz. Erteleme (1 dakika bile olsa) yarın bir saat oluverir. Unutmayınız: Her İşe Derhal Girişiniz.
Üçüncü Adım: Başladığınız her işin sonunu getiriniz. şimdiye kadar yaptığınız şeylerin üstüne yatmanız için çok erken.
Bütün benliğiyle bu üç kurala göre hareket eden asla keyfinin kölesi olmayacaktır.
Özürlerin en göze çarpanı: ‘Öğrenmek beni yoruyor!’ ‘Yorulan beynimden arada bir istirahatı esirgememeliyim’. Nice insanlar, ‘durmuş’ ya da ‘yorgun düşmüş’ beyinden yakınırlar. Oysa böyle birşey yoktur.
Bellek dorukları yani hatırlama günün hangi saatinde olduğu, kişisel tecrübelerle bilinebilir. Psikoloji deneylerinin neticesi, saat 20.00 ile 22.00 arasında hatırlama gücünün ikinci doruğuna çıktığını saptamıştır. Birinci zirve uyandıktan sonraki 2 saattir.
Keyif bağlılığından kurtaracak en güvenilir araç, bedeni rahatlatacak koşullardan sakınmaktır.
Başarıda doruk noktasını amaçlamak için kumaştan kaplaması olmayan bir iskemleye oturmaktır.
Bedensel gevşeme keyif canavarının en büyük müttefiğidir. Rahat bir ortamda yapılan bir toplantının konforun azaltıldığı bir ortamda yapılan toplantıdan daha verimsiz olduğu araştırmalarla ve tecrübelerle sabittir.
% 30 keyfe gem vurmak
% 20 Bellek gerekçesi
% 10 Normal verim
DÖRDÜNCÜ GÜN
Hatırlanacak şeye anlam kazandırın.
Unutmayınız:
*Herşeyin bir anlamı olmalıdır.
*Tutamak noktaları bulun ve bunlardan yararlanın
*Anlam ne kadar büyük lorusa, bellek de o kadar iyi olur.
*Tutamak noktalarınıza daha derin anlamlar verin.
*Herşey anlam kazanabilir. Yeter ki zihinde tutmak zorunluluğunu hissedin. Bu bir makinenin seri numarası, telefon numarası vs. olabilir.
Örneğin: 235812 rakamı nasıl anlam kazanır.
2(+1)= 3(+2)= 5(+3)= 8(+4)= 12
Mesela:
Şemsiye: 1 (Her zaman bir çubuklu olur)
Ayakkabı= 2 (Her zaman bir çift yani iki tane olur)
Pasta çatalı= 3 (Her zaman üç dişli olur)
Oyun masası= 4 (Her zaman dört ayaklı olur)
Eldiven= 5 (Beş parmaklı olur)
Sıraya koyarken sıranın mana ile alakasına dikkat edin.
Ya da manav için hazırladığınız, armut, elma çilek, bamya, fasulye, dereotu,ceviz alacaksınız. Kolayca akılda kalması için
Armut:A
Bamya:B
Ceviz:C
Dereotu:D
Elma:E
Fasulye:F
Başka türlü de düzenleyebiliriz:
Mesela, Ekmek, Salam, Makarna, Ampul, limon alacaksanız:
Salam
Ekmek
Limon
Ampul
Makarna
gibi bir sıralama yapabilirsiniz.
Yapacağınız iş alacağınız şeylerin sadece baş harflerini hatırlamanız yeter.
Bir telefon numarası 19 19 39
Bu 1.9.1939 ikinci dünya savaşının başlangıç tarihidir. Daha kısa bir numara: 14 92
1492-Kristof Kolomb’un Amerika’yı keşfi.
2244 (Ne demektir? 2x2=4)
3618 (Ne demektir? 3.6=18)
2468 (Ne demektir? 2+2+2+2)
2173 (Ne demektir? 21:7=3)
Bir tekstil firması modelleri her defasında bir kodla ifade etmeyi keşfetti.
T.B= Taş bebek
M.T= Makineli Tüfek
M.K= Monte Kristo gibi.
Aşağıda 10 maddelik listeler göreceksiniz. Bu listeleri iyice okuyun sonra kitabı kapatıp sıralarını bozmadan yazmayı deneyin.
Liste A Liste B Liste C
1-BU1-KIZ1-OTOMOBİL
2-KÜÇÜK2-OYNUYOR2-KİTAP
3-KIZ3-BEBEK3-GÖK
4-BUNLA4-ENTARİ4-YİYECEK
5-UZUN5-ÇORAP5-İŞ
6-TAŞLI6-PAPUÇ6-AĞAÇ
7-YOLU7-ŞAPKA7-YARDIM
8-KOŞARAK8-ARABA8-İSKEMLE
9-EVE9-DİNGİL9-TAŞ
10-GİTMİŞ10-TEKER10-GÜĞÜM
Bu listeleri zihinden yazıp, yazamadığınızı kontrol edin ve sonuçları karışlaştırın.
Birinci liste kolaydı. İkinci dizide biraz daha zorlandınız. En zoru muhakkak ki üçüncü gruptu.
Ya şöyle nasıl? Bu kız bebeğiyle oynuyor, ona bir entari, sonra da çorap pabuç, şapka giydiriyor ve bebeğini bir dingili ve bir tekeri eksik arabaya oturtuyor. Daha kolay değil mi? Çünkü kelimelere manalar verdik ve birbirine bağladık. Peki C listesi:?
Onu da Otomobil-kitap, gök-yiyecek, iş-ağaç, yardım-iskemle, taş-güğüm gibi ikililerle yazalım.
Bir de ritimle deneyin. Önce D sonra E listelerini başlama ve bitim saatlerini yazarak deneyin
Başladım...
Şimdide E listesine anlam
LİSTE D LİSTE E katmayı deneyin
1-Deriz1-Gü1-Gü1-Gü+zel
2-Ev2-Tü2-TÜ2-Tü+nek
3-Yol3-Bü3-Bü3-Bü+tün
4-Ak4-Pen‘‘
5-Gök5-Ke‘‘
6-El6-Si‘‘
7-At7-Di‘‘
8-Eş8-Yo‘‘
9-Taş9-Za‘‘
10-Dil10-Ka‘‘
Bitirdim... Görüldüğü gibi bu şekilde daha kolay anlaşılır ve zihne çabuk nakşolunur. Burada önemli olan hatırlamak değil, sırasıyla hatırlamaktır.
Bir de tutamak noktası metodunu deneyelim:
1-’Ben’Bir tek kişi demektir; beni kendimi amaçlıyor= ben
2-Ayakkabı=Her zaman bir çift giyilir= iki
3-Şey=Her şeyin iyisi üçtür= üç.
4-Masa=masanın dört ayağı olur= dört
5-Parmak=Her elin beş parmağı olur= beş
6-Cadı=Çok sevilen bir çocuk masalı: Sabah tam altıda gelir= küçük tatlı cadı
7-Hafta=Her hafta yedi gündür= yedi
8-Gece=Geceler sekizde başlar= sekiz.
9-Sinema=Sinemaların saati genellikle dokuzdur= dokuz
10-Zenci=On küçük zenci ünlü bir kitaptır, oyundur= on
Kapatıp kavramları zihinden doğru sırasıyla söylemeyi deneyin. Daha kolay söyleyiverdiniz. Niçin? çünkü anlam kazandırdınız. Peki bu 10 kelimelik listeyi hayatta nasıl kullanacağız? Bir insanın günlük programı şöyle olsun:
saat 9
saat 10 BERBER
saat 11
saat 13 GÖZ DOKTORU
saat 14 SEYAHAT ACENTASI, TATİL İÇİN BİLET
saat 16 BEDİR’DE AKŞAM ÇAYI.
Saat 10-10-zenci-10-küçük zenci-zenci kıvırcık saçlı-saç- berber
saat 13-Yani saat 1-1-ben-bekleme odasında yalnız-doktor-göz doktoru-saat 14-
saat-2-2-ayakkabılar-ayakkabılar oda kapısının dışında-otel-tatil-seyehat-seyehat acentası-bilet.
saat 16-yani 4-4-masa-masada çay-Bedir’de çay.
Bunun tersi de yapılabilir.
Göz doktoru-doktor yardım eder. Kime?-bana-bu benim-ben:1:saat-13 gibi. Artık randevularınızın karmakarışık olacağını zannetmiyorum.
Bu metod bir konuşma hazırlarken de kullanılabilir. Konunun ana başlıkların anlamlı terimlerle destekler ve unutmayacağımız noktaları konuşma bölümleri yaparız.
Başka bir hatırlama tekniği de kafiyeli kısa ve manzum şiirlerdir.
Abraham Lincoln’un yardımcısı kimdir? Şu andan itibaren hiç unutmayacaksınız Hamlin’i.
Bir diğer teknik de bildiğimiz olaylarla bağlamaktır. Telefon numaraları, katalog numaraları bu yolla akılda tutulabilir.
1517-Ridaniye Zaferi 1848 -Almanya’da ihtilal 1879= 1979 - (eksi)100= 1979-100= 1879 gibi
Bir başka yöntem de hatırlanacak şeyi geçici olarak canlandırmaktır. Dramatize olaylar da ayrıca kalıcı olaylardır. Siyah fona yazılmış beyaz yazılar, beyaz fona yazılmış siyah yazılardan daha kalıcıdır.
% 40-Tutamak noktaları
% 30-Keyfe gem vurmak
% 20-Bellek gerekçesi
% 10-Normal verim.
BEŞİNCİ GÜN
Hiç unutmayın:
Kendinize bir hedef seçin
Bu hedefi hiç gözden kaçırmayın
Son amacınızı kendinize ara hedefler belirleyerek en hızlı biçimde izleyin
Planın taslak halinden fiil haline dönüşmesinin ilk şartı hedeftir. Bu kitabı niçin okuyorsunuz? Belleğinizi geliştirmek için o halde birinci hedef bu. Peki bu parlak hafızanızdan nasıl yararlanacaksınız? Bunu ancak kendiniz cevaplayabilirsiniz.
Hedefte kararlı olmadan, hiçbir girişimde başarılı olunamaz. Onun için apaçık bir hedef seçin ve bu hedefe ulaşmak için bütün size yardım edecek, destek olacak şeyleri bir kenara yazın. Hedefe yaklaştıkça heyecan artar ve hedef sizi çekmeye başlar. Yani hedefin çekim gücü vardır.
Kendinize ara hedefler bulun ve bu yolla vitesi hiçbir zaman boşa almayın. Bazen hiçbir şey düşünemez, yapamaz hale gelirsiniz. Unutmayın beyin hiçbir zaman yorulmaz, işlevini sürdürür yani siz vitesi boşa çıkartsanız dahi, bellek çalışıyordur. Kendinize ara hedefler bulmakla hem hızınızı üçe katlar hem de vitesi hiç boşa atmazsınız.
Varsayalım ki İngilizce öğrenmek istiyorsunuz. Kafanıza koyduğunuz bu amacı her gün 10 kelimelik bir listeyi ezberlemekle gerçekleştirebilirsiniz. Her kelime grubunun ezberinden sonra belleğin daha hızlı ve güvenilir çalıştığını fark edeceksiniz.
% 50-Hedef belirlemek
% 40-Tutanak Nokt.
% 30-Keyfe gem
% 20-Gerekçe
% 10-Normal
ALTINCI GÜN
Hiç unutmayın. Kendini ödüllendirme, bellek gücünü artırır. Kendini ödüllendirme geriye hatırlama için zaman ortaya çıkarır. Geriye hatırlamanın etkisi bellek verimini yükseltir. Her başarı zaten bir ödül olmakla birlikte ödüllendirme başarının artması demektir. Bir işe başladığımızda bizim kaçamak yaptığımız işler esasında birer ödüldür. Yani ödüllendirmek için çok masrafa hiç gerek yok. Sizin dikkatinizi dağıtan sebepler ne ise o sebeplerle kendinizi ödüllendirebilirsiniz. Bir fincan kahve, çay, telefon görüşmesi, sohbet birer ödüldür. Yapılan her işten sonra böyle bir ödülü hakettiğinizi unutmayın. Fakat bu ödül faslı, dikkati azaltmamalı. Mesela; iki bölüm olan tarih kitabının birinci bölümünü bitirip sinemaya gitmek ödül değildir. Çalışmanızı tümüyle tehlikeye sokan etkili bir dağınıklıktır. Yani ödüllendirme sizi oyalamaya iterek. Çalışmayı önlememeli.
Ayrıca ödülü geciktirmemelisiniz. Mesela; bu bölümü okuduktan sonra bir fincan çayı ödül koymuşsanız mutlaka bir saniye bile geçirmeden o çayı için; ama kesinlikle bir saniye önce değil. Çünkü gecikince ödülün etkisi azalacaktır. Ödüllendirmenin sınırı olmalı, hiçbir şekilde çalışmayı kesintiye uğratmamalıdır. Sonunda, doğru verilmiş kısa dinlenme araları zihinsel çalışma sonuçlarını hissedilir derecede iyileştirir.
Bu kısa arada geriye hatırlama vardır. Geriye hatırlama ile insan öğrendiği bilgiye yardımcı geçmiş yaşantısından o an öğrenmediği bilgileri hatırlayabilir.
% 60-kendini ödüllendirmek
YEDİNCİ GÜN
Hiç unutmayın:
*Aralama tekniği geriye hatırlamanın etkisini artırır.
*Aralama tekniği ile geriye hatırlama, bellek verimini yükseltir.
*Birşeyi sadece kısa süre için bellemek istemenizin dışında, asla beyninize tıkarcasına ezberlemeyin.
Aralama tekniği isimler, listeler ve mekanik biçimde belleklenen şeylerde işe yarar. Mesela aşağıdaki listeyi ezberlemeye çalışın.
ezberlemeye çalışın.
1-Şu andaki politik durum 1-Atom enerjisinin kullanma olanakları
2-İç Politika 2-Savaşta kullanılması
3-Uluslarası ilişkiler 3-Yok edici özelliği
4-Devlet başkanının yetkileri 4-Barışçı amaçlarla kullanılması
5-Anayasa değişikliği için öneriler 5-Atom enerjisi ve geleceğin dünyası
Bu listeyi bir defa okuduktan sonra hepsini hatırlayana dek iki listeyi de ezberleme zamanınızı not ettiğinizde ikinciyi daha hızlı ezberlediğinizi göreceksiniz.
% 70- Aralama tekniği
SEKİZİNCİ GÜN
Hiç unutmayın:
*Kuşbakışıyla canlı bir genel izlenim edinin.
*Bütünü mantıklı, organik ve zihne kolay giren parçalara bölün.
*Her parçanın kendi içinde bir bütün oluşturmasına dikkat edin.
*Tek tek parçaları, düşünce bağlantısı yasasına göre birbirleriyle birleştirin. Bir manzumenin ezberini küçüklükten beri hep kıta kıta yapardık. Ama en etkili yol o değilmiş. En etkili olanı bütüne bir kuşbakışıyla bakmak kıtalararası bağlantıyı kurup zihinde bir harita çizmekmiş.
Öbür türlü hergün bir kıtasını ezberlediniz şiiri birgün okumanız gerektiğinde beyninizin stop edişini çok görmüşsünüzdür.
Bu konuda yapılan birçok deney ‘bütün metodu’nun kullanılmasının, ‘parça metodu’na oranla öğrenen kimseye yüzde yirmi bir zaman kazandırdığını kanıtlamıştır.
Bellek malzemeniz (mesela bir şiir) kısa ise bütün olarak öğrenin. Ama uzun bir ödev ise o zaman ödevi kuşbakışı gözden geçirin ve bölebildiğiniz en büyük parçalara bölün. Ancak bu bölünmeler de parçalar birbiriyle anlamlı olmalı.
Başta verdiğimiz dört parça,bütün kuralını da öğrendikten sonra verimi yüksek bellek hedefine sadece iki adım kaldı.
% 80-Kuşbakışı.
DOKUZUNCU GÜN
Uz okuma: İnşad da denilen kelime ve cümlelerin vurguların, anlamlarını belirterek ve dinleyiciyi duygulandırmayı amaçlayan yüksek sesle okuma.
Ezbere okunan parçayı uzun süre bellekte tutmak için, tekrar tekrar okumakla yetinmeyip, her tekrardan sonra yüksek sesle söyleyip akılda ne kadara kaldığını kontrol edin ve bu yüksek sesle okumayı bir uz okumaya dönüştürün.
Uz okuma:
1-Zaman kazandırır.
2-Ezberlemekte zorluk çekeceğiniz parçaları anlamanızı sağlar
3-Kalıcı bir hafıza izlenimi oluşturur. Uz okumanın zaman kazandırdığı da deneylerle ispat edilmiştir. Hafızadan bütünüyle yararlanmak isteyen, dikkatli gözlem yapmak zorundadır ve bütünü anlamak zorundadır.
Okunacak metni yüksek sesle okumak sizi verimi yüksek belleğe bir adım daha yaklaştıracaktır. Bu yolla görsel nitelik, işitsel nitelikle tamamlanır. Yüksek sesle okursanız zihinsel izlenimler canlanır. Kelimeler vücut kazanır. Bellenecek şeyi önce hafif sesle, sonra da yüksek sesle okuyan ve bunu uz okuyuşa dönüştüren kişi daha sonra hatırlamak durumunda kaldığında gerekeni yapmış demektir. Eğer ortam uygun değilse bu durumda bir kalem alıp bellenecek şeyi yazın. Bu da ikinci en iyi yöntemdir.
% 90-Yüksek sesle okuma metodu.
ONUNCU GÜN
Hafızanızın gelişiminde son menzile, insan zihninin en garip yeteneklerinden birini yardıma çağırmakla varılacak. Bu yetenek unutmaktır. O halde verimli bellek için son kuralı ‘Belleğinize önemsiz şeyleri yüklemeyin. Onları unutun’. Önemli şeyleri dahi hatırlamada güçlük çekmenizin sebebi bilincinizi zorlayan başka düşünceler tarafından rahatsız edilmesidir.
Belleği önemsiz şeylerden temizlemenin en iyi yöntemi tekrarlama ve uz okumaya dayanan öğrenme metotlarıdır. Eğer okuduğunuz veya duyduğunuz şey önemsizse, o zaman ‘her türlü tekrarlamadan kaçının’ Ivır-zıvır şeyler önemli olanların yolunu tıkayarak hatırlama yeteneğini zedeler.
Kasıtlı unutma, güvenilir bir belleğin temelini kurar.
HİÇ UNUTMAYIN:
*Kasıtlı unutma, kusursuz belleğin anahtarıdır.
*Zihninize önemsiz şeyleri yüklemeyin
*Önemliyi hatırlamak için doğru unutmayı öğrenin
% 100Kasıtlı unutma
% 90Yüksek sesle okuma metodu
% 80Kuşbakışı
% 70Aralama tekniği
% 60Kendini ödüllendirmek
% 50Hedef belirlemek
% 40Tutamak noktaları
% 30‘Keyif’e gem vurmak
% 20Bellek gerekçesi
% 10Normal verim
EK BÖLÜM
Fotoğrafik Bellek Var mıdır
Fotoğrafik bellek diye birşey asla yoktur. Yani hiçbir insan bir bakışta bir sayfanın tamamını anlayamaz. İspatı:
A S C F R
L T Y U I
E R F S X
T R Z X C
H U I O N
Yukarıdaki kareye tam 60 saniye bakınız. Sonra harflerin üzerini kapatıp aşağıdaki soruları cevaplayınız:
1-Karedeki harfleri söyleyiniz
2-Sağda, sonuncu dikey dizideki harfleri söyleyiniz.
3-Sağ alt köşeyle sol üst köşe arasındaki harfleri söyleyiniz.
Evet! Sizce fotoğrafik bellek var mıdır?
AZ KİTAP OKUYARAK ÇOK KİTAP OKUMANIN SIRRI
İnsanlar önlerine gelen herhangi bir seçeneği seçtiklerinde bir seçim yaptıklarını zannederler; aslında önlerine gelen seçenek onların tek seçeneğidir. Gerçek bir seçim yapabilmek için, bütün seçenekleri denemek gerekir. İnsanlar, okuyacakları kitapları seçerken sıklıkla tanıma uygun bir seçim yapamazlar. Örneğin, belirli bir yazara takılmış okuyucu, seçim yaptığını düşünür; ama aslında o yazara mahkum olmuştur.
Seçkiler
Kitap okuma seçiminde en iyi yol, belirli bir yazarın kitabını okumak değil, birçok yazardan makaleler, öyküler, denemeler olan seçkileri okumaktır. Bir öykü seçkisi düşünün, içinde yirmi yazarın en iyi öykülerinin seçmeleri yer alıyor. Bir kitapta yirmi öykü yazarıyla tanışmış olursunuz. Yirmi ayrı hayal dünyası, insana inanılmaz güzel bir zenginlik ve karşılaştırma imkanı sunar. Ancak böyle bir seçki okuduktan sonra insan seçim yapıp hangi yazarın kitabını okuyup okumayacağına karar verebilir.
Böyle seçkiler var mı diye düşünecek olursanız, var diye hemen cevap vermeliyim. Hem de her konuda. Öykü seçkileri, deneme seçkileri, söyleşi (röportaj) seçkileri, gezi yazısı seçkileri, makale seçkileri... Hatta roman ve tiyatro oyunu seçkileri bile vardır. Elbette tüm roman değil, romanların ana hikayesinin ve alıntı yapılmış bölümlerinin yer aldığı seçkiler. Bu tür seçkiler, yazarın üslubu, yaklaşımları hakkında fikir verir. Hangisini merak ediyorsanız, hangisi hoşunuza gittiyse sonra gider o yazarın esas kitabını alır okursunuz.
Yola çıkmadan haritaya bakmak
Seçki okumak, haritaya bakmak gibidir. Yola çıkmadan önce, tüm yolları görüp, hah ben buraya gitmek istiyorum demek gibi bir şey... İnsanlar, sıklıkla kendi hayatlarında hiç haritaya bakmadan yola çıkar ve bir yerde konaklamaya başlarlar. Konakladığı yeri insan sevmeye başlar. Belki ondan çok daha güzel, çok daha fazla mutlu olacağı yerler vardır; ama farkında değildir. Şu sıra Christian Jacques’ın Ramses serisi çok satan kitaplar arasında. Birisi okuyor; diğerine tavsiye ediyor ve o kişinin de hoşuna giderse o da tavsiye ediyor. Ramses serisi, Mısır’da geçen tarihi bir roman. Bu serinin okurları, oldukça keyif alarak okuyorlar eserleri; ancak belki de hayatlarında okudukları ilk tarihi roman. Diyorum ki, tarihi romanlarla ilgili bir seçki bulalım, belki Ramses serisinden güzeli vardır; belki de bakarız Ramses serisi en güzelidir. Ama birkaçı hakkında bilgi sahibi olmadan gerçek bir seçim yapmış olmayız.
Kendi kütüphanemde yüzlerce seçki var ve belirli bir konuda derinleşmeye başlamadan önce mutlaka o konuyla ilgili bir seçki okurum. Seçki niteliğini taşıyan eserlerden biri de, herhangi bir konunun tarihi gelişimini anlatan ders kitaplarıdır. Bir konuda uzmanlaşmaya karar verirsem, ilk yaptığım şey, o konunun mümkünse üniversitede okutulan ders kitabını okumaktır. Örneğin, işletme birinci sınıf kitaplarının çoğu, bir seçki gibi, işletme tarihinin gelişimindeki önemli yazar ve düşünürlerin fikirlerine yer verir.
Başkalarından öğrenmek
Bir de biyografileri, insanların yaşamlarını anlatan kitaplar çok önemlidir. Bir başkasını başarıya ya da başarısızlığa götüren eylemleri öğrenmek insanı oldukça yetiştirir. Ancak hangi insanın biyografisini okumalısınız? Bunun da cevabı biyografi seçkilerinde... Müzisyenlerin, ressamların, siyasetçilerin, komutanların hayatlarını kısaca içeren seçkiler var.
Seçim sizin... Seçkilere bakarak, hangi yazarın eserlerinde derinleşeceğinize karar vermek ya da hiç ön araştırma yapmadan kendini bir yazara mahkum etmek.
Son dönemde kitaplarla ilgili okuduğum güzel bir sözle bitireyim: “Kitap, zekanın fotoğraf
EMPATİ
Ortaokuldayken, sinif arkadaslarimdan birisiyle ciddi bir tartismaya girdim. Onun haksiz oldugundan, kendiminse hakli oldugumdan emindim. Ogretmenimiz bize cok iyi bir ders vermeye karar verdi. Bizi butun sinifin onune cikardi ve onu masanin bir tarafina, beni de diger tarafina yerlestirdi. Masanin tam ortasinda yuvarlak bir nesne vardi. Siyah renkli bir nesne. O cocuga nesnenin rengini sordu. Cocuk, 'Beyaz' diye yanitladi.Soyledigine inanamadim, cunku nesne siyahti. Yeniden tartismaya basladik, bu kez de nesnenin rengi hakkinda. Ogretmen bu kez beni cocugun yerine, onu da benim yerime gecirdi. Ve bu kez bana nesnenin rengini sordu. 'beyaz', yanitini vermek zorundaydim, cunku belli ki nesnenin bir tarafi beyaz, diger tarafi ise siyahti. Ogretmenimiz o gun bana cok guzel bir ders verdi. Karsimdaki kisinin bakis acisini anlamam icin, kendimi onun yerine koymam gerekiyordu.
Judie Paxton
HAKLI ADAM KİM
-Iyi bilinen bir konusmaci,seminerine 20 dolarlik bir
banknotu göstererek basladi.200 kisinin bulundugu
odaya,bu parayi kim ister diye sordu ve eller kalkmaya
basladi.ve konusmaci bu parayi sizlerden birine
vercegim fakat öncelikle bazi seyler yapacagim
dedi.parayi önce burusturdu,ve dinleyicilere hala bu
parayi isteyen varmi diye sordu,eller yine
havadaydi.bu sefer,konusmaci peki bunu yaparsam dedi
ve $ 20 i yere atti onun üstüne basti,ezdi,pisletti ve
para simdi pis ve burusuktu,fakat eller yine havadaydi
ve o parayi herkes istiyordu. Ve konusmaci söyle dedi
-arkadaslarim burada cok önemli birsey
ögrendiniz,burada paraya ne yaptiysam hiç önemli degil
onu yinede istiyorsunuz,çünkü benim ona yaptigim
seyler onun degerini düsürmedi,o hala 20 dolar.
Hayatimizda cogu kez verdigimiz kararlar veya hayat
sartlari nedeniyle hirpalanir,canimiz acitilir,yerden
yere vuruluruz,kendimizi kötü hissederiz,fakat ne
oldugu yada ne olacagi önemli degil,hiçbirzaman
degerimizi kaybetmeyiz,temiz yada pis,hirpalanmis yada
kirilmis,bunlarin hiçbiri önemli degildir.seni
sevenler senin ne kadar degerli oldugunu herzaman
bileceklerdir.hayatimizin degeri ne yaptigimiz,veya
kimi tanidigimizla degil kim oldugumuzla
alakalidir.sen mükemmelsin,bunu asla unutma. Herzaman
elinde olanlari düsün olmayanlari degil.
NİYE ALO DERİZ
Telefonda hemen hemen hergün kimbilir kaç kez kullandığımız "Alo" sözcüğü, gerçekte bir sevgilinin kısaltılmış adıdır. Sevgilinin tam adı Allessandra Lolita Oswaldo'dur. Bu sevimli genç kız, telefonu icat eden, A.Graham Bell'in sevgilisiydi. Graham Bell telefonu icat edince ilk hattı sevgilisinin evine çekmişti. Atölyesinde telefon çalınca arayanın Allessandra Lolita Oswaldo'dan başkası olamayacağını bildiğinden Graham Bell, telefonu açar açmaz "Allessandra Lolita Oswaldo" diyordu. Bell, zamanla sevgilisine, adını kısaltarak hitap etmeye başladı ve telefonu her açışında onu "Ale Lolos" diye karşıladı. Çalışmaları uzadıkça Graham Bell, sevgilisinin adını daha da kısalttı ve öne iki heceli bir ad buldu. Bu kısa ad "Alo" idi. Allessandra Lolita Oswaldo, geliştirip, tüm kente yaymaya çalıştığı telefondan başka birşey düşünmeyen sevgilisinin bitmek tükenmek bilmeyen deneylerinden rahatsız olmaya başlayınca Graham Bell'i telefonuyla başbaşa bırakıp onu terketti.Yaşlı Bell, sevgilisinin birgün onu arayacağı umuduyla telefonun başından ayrılmadı. Kentte çekilen telefon hatlarının sayısı da giderek artmaya başlamıştı. Graham Bell'i artık başka kişiler de arıyordu. Fakat o, telefonun her çalışında kendisini sevgilisinin aradığını sanarak telefonunu "Alo" diyerek açıyor ve artık herkes "Alo" diyordu. O günlerde hemen herkes telefonu açtıklarında Alexander Graham Bell'in anısına saygı olarak "Alo" demeye başladı. Bugün tümümüzün kullandığı "Alo" sözcüğü işte o günlerden günümüze uzanmaktadır.
BAKIN ÜLKEMIZDE NELER OLUYOR DA HABERIMIZ YOK
1)Ayni turizm sirketine ait iki otobüs yolda karsilasti soferler ellerini birakip birbirini selamladi 52 kisi öldü.
BITLIS
2)Odun kesmek için agaca çikan çiftçi, Nasreddin Hoca fikrasindaki gibi bindigi dali kesmeye basladi. Farkettiginde is isten geçmisti. Dalla birlikte yere çakildi hastanede öldü.
ANTALYA
3)Bir anne yagmur girmemesi için bacayi tikadi. Soba yaniyordu bacadan çikamayan karbonmonoksit evi doldurdu. Anne ve oglu öldü. 3 yavru komada.
ISTANBUL
4)Asabi çoban ot yemeyen koyununu tüfegin dipçigiyle dövmeye basladi. Tüfek ates aldi ve çoban öldü.
BITLIS
5)Köpegi ile ava giden acemi avci, ihtiyaç molasi verdi tüfegi bacaklarinin arasina kistirip tuvaletini yapmak istedi o sirada köpek dizlerine atladi tetige dokundu avci çenesinden giren fisekle öldü.
TOKAT
6)Tarlada otlayan iki koyun bir evin önündeki insaat kumunu dagitti. Koyun sahibi aile ile kum sahibi aile birbirine girdi. Iki aileden bes kisi öldü.
GAZIANTEP
7)Iki odayi yikip tek oda yapmak isteyen ev sahibi isi abartti.Tek duvariçin kazma yerine dinamit kullandi. Mahalleyi havaya uçurdu. Yaralandi.
TRABZON
8)Saskin köylü üç katli evinin terasinda kömürlükte buzagi beslemeye basladi buzagi büyüdü.250 kiloluk dev bir inek oldu. Bulundugu odayasigmayan inek üç katli evden vinçle indirildi.
IZMIR
9)Karadenizli iki kardes çatidaki hurdalari satmak istedi. Agabey çatiya çikti demir yiginlarini asagidaki kardesine atmaya basladi. Kardesi ise hepsini tuttu biri hariç: Buzdolabi. Onun da altinda kalip agir yaralandi. Hastanede 'Hizli atti tutamadim' dedi.
IZMIR
10)Yeni dogan bebegi seven bir dayi faciaya yol açti. Bebegi 'Hoppala' diye havaya firlatti. Talihsiz bebek tavandaki serinletici pervaneye çarparak öldü.
ANTALYA
1-Güzel ve Özlü Sözler
GÜZEL SÖZLER
 "Genç kuşağın Türkiye'yi daha iyi bir yere getireceğine inanıyorum. Bizler onlara köstek olmayalım yeter."
BARIŞ MANÇO
 "Kuşlar gibi uçmayı, balıklar gibi yüzmeyi öğrendik, fakat bu arada çok basit bir sanatı unuttuk. İnsan gibi yaşamak..."
MARTIN LUTHER
 "Samimi olmayı vaad edebilirim; tarafsız olmayı asla."
GOETHE
 "Ne kadar az bilirseniz; o kadar şiddetle müdafaa edersiniz."
BERTHARD RUSSEL
 "Ne kadar bilirsen bil; söylediklerin karşındakinin anladığı kadardır."
MEVLANA
 "Yenileceğinden korkan, daima yenilir."
YILDIRIM BEYAZIT
 "İyi dostluklar, hesapsız kurulur."
BALZAC
 "Büyük beyinler fikirleri, orta beyinler olayları, küçük beyinler ise kişileri konuşur."
HYMAN RICKOVER
 "Öyle horozlar vardır ki, öttükleri için güneşin doğduğunu sanırlar."
H. DUNANT
 "Eğer birine bir şey öğretirseniz asla öğrenmez."
BERNARD SHAW
 "Bir insan hangi limana ulaşmak istediğini biliyorsa , onun için her rüzgar uygundur."
SENECA
 "Kaptanın ustalığı deniz durgunken anlaşılmaz."
ZUKIANOS
 "Bazı kitaplar tadılmak, bazıları yutulmak ve çok azı da hazmedilmek içindir."
BACON
 "Kitap ruhun ilacıdır."
JAPON ATASÖZÜ
 "Affetmek ve unutmak iyi insanların intikamıdır."
SCHILLER
 "Aşk mücadelesi değil, mücadele aşkı içinde ol."
PEYAMİ SAFA
 "Kainatta tesadüfe, tesadüf edilmez."
SOKRAT
 "Kusurumuz ne kadar çoksa o kadar kusur ararız."
CENAP ŞEHABETTİN
 "Okuyabilirseniz her insan bir kitaptır."
W. ELLERY CHANNING
 "Kargalar ötmeye başlayınca bülbüller susar."
MEVLANA
 "Herhangi bir insan vaktini nasıl geçireceğini üstün bir insan ise vaktini nasıl tasarruf edeceğini düşünür."
SCHOPENHAVER
"Sakladığın bir sır senin esirindir. Açığa vurursan sen onun esiri olursun."
HZ. ALİ
 "Gençler ihtiyarların aptal olduğunu sanırlar ama ihtiyarlar gençlerin aptal olduğunu bilirler."
GEORGE CHAPMAN
 "Öl ve ol! İşte bunu bilmiyorsan zavallı bir misafirsin karanlık yeryüzünde."
GOETHE
 "Psikolog, güzel bir kız gördüğünde kızı değil, ona bakanları inceleyen adamdır."
MERLOST
 " 'Para her şeyi yapar' diyen adam para için her şeyi göze alan adamdır."
BENJAMIN FRANKLIN
 "Cevizin kabuğunu kırıp özüne inmeyen cevizin hepsini kabuk zanneder."
GAZALİ
 "Sakın ahlak kurallarını çiğnemeyin çünkü öcünü çabuk alır."
TOLSTOY
 "Nasıl kafa sayısı kadar düşünce varsa, kalp sayısı kadarda sevgi çeşidi vardır."
TOLSTOY
 "Yenilgi eğitimden başka bir şey değildir."
WENDELL PHILIPS
 "En büyük bilgelik kendine egemen olabilmektir. "
EURIPIDES
 "En büyük zafer insanın kendine hakim olmasıdır."
PLATON
 "İnsanlar her zaman kahraman olamazlar ama her zaman insan olabilirler."
BENJAMIN FRANKLIN
 "Bilirken susmak, bilmezken söylemek kadar kötüdür."
PLATON
 "Sevgi her zaman karşılık görür, kin de..."
DOSTOYEVSKI
 "Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, bir peşin hükmü söküp atmak, atomu parçalamaktan daha zor."
EINSTEIN
 "Gördüklerim beni görmediğim yaratıcının varlığına inanmaya zorluyor."
EMERSON
 "Ancak Allah'a inandığım zaman yaşadığımı anladım."
TOLSTOY
 "Batıl inanış, zayıf kafaların dinidir."
PLATON
 "En iyi hükümet bize kendimizi yönetmeyi öğretendir."
GOETHE
 "İyiliğinize inanılmasını istiyorsanız ondan hiç bahsetmeyin."
 BALZAC
 "Kardeşlerimi Allah yarattı, fakat dostlarımı ben buldum."
GOETHE
 "Allah bile insanlar hakkındaki hükmünü ömürleri sona erdikten sonra veriyor da, biz aciz insanlar kim oluyoruz ki onları, bir kaç kez görmekle, haklarında iki-üç yazı okumakla, birkaç dedikodu dinlemekle haklarında hüküm verebiliyoruz."
DALE CARNEGIE
 "Biri size: 'Dürüst insan diye bir şey yoktur' derse, o kişinin bir düzenbaz olduğuna inanın."
GEORGE BERKELEY
 "Güzel olan sevgili değil, sevgili olan güzeldir."
TOLSTOY
 "Yarışı kazanalar, daima yavaş ve devamlı gidenlerdir. "
AESOP
 "Bir problemin güç olduğunu söyleme; eğer o güç olmasaydı, zaten problem olmazdı."
F. FOCH
 "Söylemek bir şey, yapmakta başka bir şeydir. "
MONTAINGE
 "Akıl kemale erince, söz azalır. "
HZ. ALİ
 "Gülümsemek insana mahsustur. "
RABELAIS
 Eğer güneşi kaçırdım diye gözyaşı dökersen yıldızları da kaçırırsın.
 Birini seversen serbest bırak; geri dönerse senindir; dönmezse zaten hiç bir zaman senin olmamıştır ki.
 Ne denli yükselirsek, uçmak bilmeyenlere o denli küçük görünürüz.
 Hiç bir şey bir fikirden daha tehlikeli değildir; eğer o fikir sahip olduğumuz tek fikirse.
 Sevgi, sevilen kişiye hiç karşılık beklemeden sunulan bir armağandır; Geri çevrilmesi ve ya kabul edilmemesi önemli değildir, önemli olan sevginin gösterilmesidir.
 İnsan hayatının dörtte üçünü yapamayacağı şeyleri istemekle geçirir.
 Zayıf yanını bilen güçlü, zayıf yanına hükmeden daha güçlüdür.
 İntikam alıp da sonra pişman olmaktansa, affedip de pişman olmak daha güzeldir.
 Beni bir kez aldatırsan yazıklar olsun san; ikinci kez aldatırsan yazıklar olsun bana.
 Ne kadar bilirsen bil anlatabileceklerin karşındakinin anlayabileceği kadardır.
 Bilgi insanı kuşkudan, iyilik acı çekmekten, kararlı olmak korkudan kurtarır.
 Sözcüklerin gücünü anlamadan insanların gücünü anlayamazsınız.
 İdeal bir yıldıza benzer, ona hiç yetişemeyiz ama, denizcilere olduğu gibi bize de yolumuzu gösteren odur.
 Kişinin en yakını yine kendisidir; kişinin çevresi kendisinin aynasıdır.
 Komşunu sev ama aradaki bahçe duvarını kaldırma.
 Aşk hiç bir zaman pişman olmamaktır.
 Bir insanda göründüğünden fazlası vardır.
 Elinde sadece hava, ışık ve Dost Sevgisi kaldıysa hiç üzüntü çekme.
 Unutma; bazı şeyler zaman ve mekana bağlı değildir; Dostluk ve Sevgi gibi.
 Gece açar akşam sefaları; ölüme benzer güne vedaları.
 Bana hayatı iki şey sevdirir ;özgürlük ve aşk. Aşkım için hayatımı veririm ancak özgürlük için aşkımı da feda ederim.
 Sevdiğin müddetçe ve sevebildiğin kadar, sevdiğine her şeyini verdiğin müddetçe ve verebildiğin kadar gençsin.
 Beklenen gün gelecekse çekilen acı kutsaldır.
 Başkalarından üstün olmamız önemli değildir. Önemli olan şey dünkü halimizden üstün olmamızdır.
 Eğer birini çok seversen serbest bırak. Geri dönerse senindir, Dönmezse zaten senin olmamıştır .
 Sana dünyada en çok sevdiğim şeyi vermek isterdim; ama seni sana veremem ki.
 Aşk aşı gibidir, insanın ikinci kez ağır hastalanmasını önler.
 Kuşlar gibi uçmayı, balıklar gibi yüzmeyi öğrendik fakat bu arada çok basit bir sanatı unuttuk; kardeşçe yaşamayı.
 Dünyada değişiklik yapmayı başaranlar, değişikliğe kendilerinden başlayanlardır.
 İnanarak çok az şeyi başarırsınız; ama inanmazsanız hiç bir şeyi başaramazsınız.
 Öğüt zamanında yenmemiş bir ekmeğin, başkalarına bayat yedirilme çabasıdır.
 Bir düşmandan kurtulmanın en iyi yolu onu kendine dost edinmektir.
 İnsanın en büyük dostu zorluklardır; Çünkü insanı karşılaştığı zorluklar kuvvetlendirir.
 Hiç hata yapmamış insan hayatının en büyük hatasını yapmış demektir.
 Dal rüzgarı affetse bile bir kere kırılmıştır.
 Sinsi övmelere, faydalı yermeleri tercih edecek kadar aklı başında insan azdır.
 Kurnazlıkların en incesi bize kurulmuş olan pusulara düşer gibi görünmeyi iyi bilmektir ve insanın en kolay aldatıldığı zaman, başkalarını aldatmaya çalıştığı zamanlardır.
 Yeni aşk kelimeleri, yeni öğrenilen incelikler öbür sevgiliye saklanıyor.
 Hiç bir zaman tutkuların mantığının önüne geçmesin; kazansan bile kaybedersin.
 Biten bir günün ardındaki hüznü doğacak günün sevinciyle karşılayacağım.
 Biz biz olamazsak başkaları bizi kendisi yapar.
 Bana yarın güzel olacak diye söz verme; bugün de dünün yarınıydı .
 Yapmak istediğin şey için düşünerek karar ver ve verdiğin kararı mutlaka uygula.
 Yaptığın şeylerin pişmanlığı zamanla geçer ama yapamadığın şeylerin pişmanlığı hiç bir zaman geçmez.
 Sevdiğini elde edemezsen elde ettiğini sevmeye çalış.
 Hayat bu kadar güzel olsaydı doğarken ağlamazdık.
 Unuttum demek bile onu hatırlamaktır.
 Nerede okumuş olursanız olun, kim demiş olursa olsun, sizin kendi aklınız ve mantığınızın kabul etmediği hiç bir şeye inanmayın.
 Korkularınızla yüz yüze gelmeye çalışın. Onları inceleyin, tıpkı gün ışığının korkuları yok ettiği gibi, korkuları tanımak da onları yok eder.
 Gerçeklerle düşleri dengeleyin; Hayaller kurun ama bir şeyler de yapın; umut edin ama harekete de geçin; düş gücünüzü kullanın ama gerçeklerden uzak kalmayın.
 Eşini iyi seç; Çünkü bu senin mutluluğunun veya mutsuzluğunun yüzde doksanını oluşturur.
 Zor da olsa ailenle tatil yapmak için her şeyi dene; Çünkü bu tatildeki anılar hayatın en değerli anıları arasında olacak.
 İyi bir evlilik iki şeye bağlıdır; Birincisi doğru insanı bulmaya, ikincisi doğru insan olmaya.
 Rüzgarın yönünü değiştiremezsen, kendi yönünü rüzgara göre ayarla .
 Kendinin en iyi dostuydu; Bu nedenle yalnızlık büyük bir zevkti onun için, oysa değerleri ve yeteneği olmayan kişi kendinin en büyük düşmanıdır. Bu nedenle yalnızlıktan korkar.
 Çocuklarınızı özgür bırakacak kadar çok sevin.
 Fakir bir adama balık verirsen, o gün için doyar; ona balık tutmayı öğretirsen, her gün doyar.
 İnsanların hakkımızda söylediği olumsuz sözlerden çok şey öğreniriz; Çünkü bu sözler bizi düşünmeye zorlar, oysa güzel sözler sadece mutlu eder.
 Mutsuzluğun ilk koşulu herkesi memnun etmeye çalışmaktır.
 İnsanların size davranışları ancak sizin izin verdiğiniz gibi olur.
 Mutluluğunuz bir başkasına bağlıysa, sonsuz bir düş kırıklığına uğrayabilirsiniz.
 Elbet bir gün elindeki o alyans yüzüğünün esiri olacaksın.
 Ben; ne bir ayrıcalık ne de bir günahım, yeterli yada kusursuz olmayabilirim AMA BEN VARIM.
 Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece-gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladı mı artık hiç bitmez.
 Hiç kimse duymak istemeyen biri kadar sağır değildir.
 Kavgalarında sırasında bile kendinle barışık ol; unutma ki dünya güzeldir ve evreni yargılamak imkansızdır.
 Aptal ve cahil olsalar da herkesi dinle; Çünkü onların da hayatlarında ders alınacak noktalar vardır.
 Şimdi ıslık çalmaktan vazgeç; ıslık çaldığın adamlardan daha büyüdüğünde istediğin kadar çalarsın.
 Sevgi saygıdan önce gelir. Saygıyı herkese göstermek zorundayız ama sevgi daha özeldir. Ancak özel insanlara gösterilir.
 Erkek çocuğu bir kadın buluncaya kadar çocuğunuzdur; fakat kız çocuğu ölünceye kadar evladınızdır.
 Her söylediğin hak olsun fakat her hakkı söylemeye senin hakkın yoktur; Her söylediğin doğru olsun fakat her doğruyu söylemek doğru değildir.
 Allah’ın gülü dikenli olarak yarattığından şikayet edeceğinize, dikenler arasında bir gül yarattığına şükredin.
 Parayla gelen sefalete kapılar her zaman açıktır.
 Misk ve bilgi birbirine benzer; insan bunları yanında gizli tutamaz.
 Kadınların ve kitapların cildine bakan yanılır.
 Kişi gönlünü yitirdi mi ne yüzle çıkar sokağa; yaşamda ne varsa aşk işte onun adıdır.
 Kadın deniz gibidir; güvenmeye gelmez.
 Ben sana gülüm demem; gülün ömrü az olur.
 Yüreğine güvenme yüreğimi yok edersen; geri almak yok diye verdin onu sen bana.
 "Başkalarından üstün olmamız önemli değildir. Önemli olan; dünkü halimizden üstün olmamızdır."
 "Kitap zekayı kibarlaştırır."
 "İnsanların uğurlarına öldükleri; uğurlarına yaşadıklarıdır."
 "Söyleyecek sözü olmayan yüksek sesle konuşur."
 "Herkes aynı şeyi düşünüyorsa, hiç kimse bir şey düşünmüyor demektir."
MUTLULUK REÇETESİ
 "Bugünün bir daha asla doğmayacağını düşün."
DANTE
 "İyi iş, bir başkasının yüzüne mutluluk gülücüğü konduran iştir."
HZ. MUHAMMED
 "Size gül veren elde her zaman biraz koku kalır."
ÇİN ATASÖZÜ
 "Dertli olmanın sırrı, dertli olup olmadığımızı düşünecek kadar boş vakte sahip olmamızdır."
BERNARD SHAW
 "Sahip olduklarımızı nadiren, eksiklerimizi her zaman düşünürüz."
SHAKESPEARE
 "Siyasi bir zafer, işlerinizin iyi gitmesi, hastalığınızın geçmesi, uzaktaki bir arkadaşınızın geri dönmesi veya son derece dış dünya ile ilgili bir olay moralinizi düzeltir sizi güzel günlerin beklediğini zannedersiniz. Buna inanmayın, asla öyle olmaz. Size kendinizden başka hiçbir şey huzur ve mutluluk getiremez."
EMERSON
 "Hayatım, çoğu asla gerçekleşmeyen felaketlerle dolu olmuştur."
MONTAINGIE
 "Mide ülserlerine yedikleriniz neden olmaz. Ülserler sizi yiyenlerden oluşur."
DR. JOSEPH MONTAGUE
 İnsanların düşünmekten kaçınmak için başvurmayacakları yol yoktur."
TOMAS EDISON
Bu sitedeki bilgi ve belgeler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
|
|
|
ANA SAYFAYA DÖN.
|
|