|
Mağaranın Bulunduğu Yer:
Ballıca Mağarası, Turhal'a 32
km.,Tokat'ın 26 km. güneybatısında bulunan Pazar ilçesinin 7 km.
güneydoğusundadır. Tokat-Mağara arası 33 km.'dir.
Mağaranın İlk Bulunuşu ve Daha Önce
Yapılan Araştırmalar:
Türkiye Mağara Araştırma Derneği'nin
devamı olan, Ankara'daki Mağara Araştırma Derneği MAD'ın speleolog-ları 1987
yılının kasım ayında ilk incelemelerini, 1990 yılı aralık ayında da ikinci
incelemelerini yapmışlar ve mağaranın haritasını çıkarmışlardır (MAD Bülteni,
sayı 8, Kasım 1991).
Ballıca Mağarası'nın ilk bilimsel
incelemesini, Tokat Valiliği'nin istemesiyle Ankara Üniversitesi Fen
Fakültesi'nden Prof. Dr. Baki Canik ve Araştırma Görevlisi Mehmet Çelik'ten
oluşan bir ekip, 13-15 Ocak 1992 tarihinde yapmışlardır. Ballıca Mağarası'nın en
kapsamlı speleolojik araştırması, Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü Jeolojik
Etüdler Dairesi'ne bağlı Mağara Araştırmaları Bölümü'nden Dr. Jeomorfolog Lütfi
Nazik başkanlığındaki Bekir Aksoy, Emrullah Özel ve Hamdi Mengi'den oluşan ekip
tarafından 1994 yılında yapılmıştır. MTA Mağaracılık Bölümü'nün yaptığı bu
ayrıntılı araştırmada mimari ve uygulamalı elektrik ve ışıklandırma projeleri de
yer almıştır.
MTA Mağaracılık Bölümü bu tarihten
sonra, Ballıca Mağarası'nı topyekün ele almış ve turizme açılma aşamasına kadar
zaman zaman incelemelerini sürdürmüştür. En son olarak da 14.05.1998 tarihinde
bir uygulama projesi kontrol raporunu hazırlamıştır.Ballıca Mağarası, Turizm ve
Tanıtma Bakanlığı uzmanlarınca da incelen mis ve çevre projesi yapılmıştır.
Mağaranın inşaatı Tokat il Özel İdaresi'nce yaptırılmıştır.
Ballıca Mağarası kristalleşmiş
kireçtaşlarından meydana gelmiştir.Sınırlı kireçtaşı oluşumu göz önüne
alındığında, mağaranın hacmi inanılmaz derecede büyüktür.Buradaki
kireçtaşlarının yatağı yoktur;özürlü ve kırılmıştır ayrıca çatlaklar kalsiyum
karbonatla doldurulmuştur.
Kireçtaşı %96 kalsiyum karbonattan
oluşmuştur.Bu taşın karstik yapısı karsit çukurları, yutak delikleri, ara-lıklı
satıhlarda oluşmuş havalandırma bacaları ve klintleri içerir.Kireçtaşının kırık
yapısı ve kimyasal oluşumu karstikleşme kontrolünün ve mağaradaki sütun,sarkıt
ve dikitlerin şekillenmesinin ana faktörleridir.Mağara (KD-GB(l) ve KB-GD(2))
Kuzeydoğu-Güneybatı(l) ve Kuzeybatı- Güneydoğu(2) istikametine yönelen iki ana
galeriyi ve bu galerilere açılan oda ve salonları kapsar.2.Kattaki galerinin
normal fay serilerine bağlı olarak kademe kademe seviyesi azalırken 1.Galeri
taşdamlalı bir zeminden oluşur.Mağaradaki düşmüş bloklar bölgesel depremler
sonucu kırılmış olabilir, l .Galeride sarkıtlar, dikitler, kolonlar, sarkan
taşlar, perdeler, makarna biçimli sarkıtlar, damlataşları, havuz-lar ve mağara
incileri bulunur.Bütün bu mağara oluşumu tipleri ve (benzersiz dikitlerle) 6.5
metrelik bir sarkıtı da kapsayan birçok farklı çeşitteki sarkıt şekilleri
2.Galeride de bulunur.
Arka arkaya oluşan karstik ve tektonik
depremlerin mağarayı bütünüyle etkilediğine dair kanıtlar bulun-muştur.En
belirgin bulgular ise:
a)Mağara içerisinde sızıntı sulardan
kaynaklandığına inanılan yüzeysel travertenlerin varlığı;
b)Fay boyunca devam eden mağara girişi;
c)Mağaradaki düşmüş bloklar;
d)Kalm sütunlardaki yatay kırık izleri;
e)Uzun zamandır Çöküntü Salonu
seviyesinde kalan yeraltı suyu ve duvar içlerindeki görülebilen yatay çizgilerin
işaret ettiği ikincil maden oluşumları;
f)Yeni Salonun aşağı bölümlerindeki
serbest sarkıtlar ve uzun dikitlerdir.
Ballıca mağarası büyük bir olasılıkla
3.4 milyon yıl önce oluşmaya başlamış ve bölgesel iklim şartlarına bağlı olarak
son zamanlara kadar gelişimini devam ettirmiştir.
TANITIM:
Ballıca Mağarası Orta Karadeniz
Bölgesinde bulunan Tokat'ın bir kasabası olan Pazar'ın güneyinde 8km boyunca
uzanır.
Yüzey jeolojisi ve mağara haritalandırma
çalışmaları Ocak 1992'de başlamış ve Ocak 1995'te tamamlamıştır.Mağara
galerileri Mağara Araştırma Derneği tarafından 1992'de haritalandırılmıştır.
Sonraki hari-talandırmalar, Türkiye Maden Tetkik ve Araştırma'nın (MTA)genel
yönetimi altında, 1994'te Mağara Araştırma Projesi'ne bağlı bir takım tarafından
yürütülmüştür.Tamamlanmamış orijinal harita yapılırken derlenen MTA haritasından
destek alınmıştır.
Ballıca Mağarası Tokat Dağı'nın
başkalaşmış şistleri üzerinde uzanan karstik kristal kireçtaşıyla
oluşmuştur.Mağaranın içerisinde yer alan kristalleşmiş kireçtaşı kütlesinin
yüzey alanı yaklaşık 30 hektardır.Tektonizm ve karstikleşmenin sonucu olarak, bu
oluşumun derin yerlerindeki çözelti boşlukları mağaraya bir yükselti
sağlamıştır.Kireçtaşlarının sınırlı yüzey boyutuna rağmen bilinen mağara 680m.
uzunluğunda ve geniş kapsamlı karstikleşme gösteren 6.500 metrekarelik bir alanı
kaplamaktadır.
Bu çalışma Ballıca Mağarasının
hidrojeolojik ve mağara özelliklerini test etmek üzere başlatılmıştır.
Çalışmaların sadece bu safhasının tamamlanmasına rağmen, mağara birçok
ziyaretçiyi çekmeye devam edecektir, çünkü mağaranın her bölümü mağara şekilleri
açısından oldukça zengindir.
COĞRAFİ YAPI:
Pazar kasabasının kuzeyinden akan
bölgenin en geniş ırmağı,Yeşil ırmak'tır.Diğer ırmaklarda Yeşilırmağa
karışmaktadır.Mağaranın 50m. güneybatısındaki İnderesi kısa ömürlüdür ve
mağaranın yer altı suyunu besler.Mağaranın kireçtaşından ibaret olan tepesinin
en yüksek noktası 1.306m'dir.Mağara giriş yükseltisi 1.085m'dir.Bölgenin en
yüksek tepesi Akdağ ise 1.916m'dir.
Çalışma alam çayır bitkileriyle kaplıdır
ve bu bitki örtüsü aralıklı kayalıklar boyunca mağaraya süzülen yağmur suyunun
COı açısından zenginleşmesine sebep olur.Tokat ,Turhal'daki Meteoroloji
Rasathanesi'nden alınan verilere göre alana düşen yıllık yağış miktarı
ortalaması (1933-1990 arası) 413.4mm'dir.
JEOLOJİK YAPI:
Paleozoik Tokat Dağı'nın
kahverengi,yeşil-sarı ve siyah şistleri Ballıca mağarası'nın etrafındaki alanın
büyük bir bölümünü kaplar. Birimdeki şistli yüzey yatağından farklıdır.Şistler
lepidogranoblastik bir dokuya sahiptir ve genelde fîlit, klorit,kuvarz,şist ve
kalk şist tipleri vardır (Abbas Novınpour,1993).Bunlar temel olarak basınçtan
dolayı bükülen kalsiyum karbonatla kuvarz kalsiyum karbonat, klorit ve serisit
madenleri içerir.Kuvarz kristalleri katalistik bir doku gösteren kısmen ince
çatlaklar halindedir.Kırık ve çatlaklar ikincil kalsiyum karbonatla
doldurulmuştur.
Kristal kireçtaşları beyaz,bej ve soluk
gri'dir. Bunların çoğunlukla şistlerin üzerine uzandıkları gözlemlenir,ama bazı
durumlarda da takoz şeklinde oluşurlar. Yatak yüzeyleri bulanıktır ve
kireçtaşları kırık yapılarla doludur. Çok yoğun bir şekilde
karstikleşmişlerdir.Karstikleşmeyi yönlendiren kırıklar yağmur suyunun kendine
çok derinlere nüfuz ederek bir rota belirlemesinden dolayı genellikle dikeydir.
K30°B(1) ve K47° D(2) şeklinde sıralanmış iki ana kırık sistemi kireçtaşlan
figüründe haritalandırılmıştır.
Eski karstik yapılar tarafından
şekillendirilen traverten tortulan aynı zamanda mağaranın etrafındada
bulunmuştur.Traverten tortu eğimleri, topografık eyimler, eski kaynak su
akıntılarıyla birlikte devamlı güney batıya doğru yönelir.Ballıca köyü etrafında
oluşurlar.
KİREÇTAŞI KARST ÖZELLİKLERİ:
Ballıca Mağarası civarında üç yutak
borusu, bir havalandırma bacası ve bir karst çukuru bulunmuştur.Bütün bu karstik
yapılar kireçtaşları içerisinde aralıklı olarak yer almaktadır.Gözlemlere göre
İnderesi'ndeki 40-80cnı genişliğinde ve 160cm uzunluğunda oval bir girişi olan l
no'lu yutak borusu yağmurlu zamanlarda mağara içine dereden yüzey suyu geçişini
sağlar (Şekil2).İnderesi'nin hemen kuzeyindeki 2no'lu yutak borusundan kışın
yağmur bulutları meydana gelir.Bu yutak borusunun direk olarak mağaraya
bağlandığı tahmin edilir.2no'lu yutak bo-rusunun 120cm uzunluğundadır ve üst
tarafı 45cm, alt tarafı 50cm genişliğindedir.Bu deliğin kırılma yönü K15°B'dir.3
No'lu yutak borusu ki burası ,1994'de bir yol kazısı esnasında keşvedilmiştir;
şist ve kireçtaşmın birleştiği noktada kireçtaşmın kuzey kenarına uzanmaktadır.
Bu deliğin oval girişinin yüksekliği 70 cm, genişliği 40 cm'dir. Mağaraya 80° 'lik
bir eğimle uzanır, l No'lu havalandırma bacası 45 cm yüksekliğinde ve 30 cm
genişliğindedir. 53 güneyden batıya doğru inen ve 68 kuzeyden batıya doğru bir
darbe yapan çatlak üzerinda mağara girişinden daha yüksekte yer alır. l m
derinliğindeki bir baca çökme ile bloke edilmiştir. İnderesi'nin güneyindeki l
no'lu su çukuru Ballıca Mağarası etrafındaki en geniş karstik özelliğe sahiptir.
110-115 cm arasında değişen giriş çapı vardır ve derinliği 12 m'dir. Girişinden
itibaren genişleyen bu çukuru 7-8 m uzunluğunda ve taban genişliği 3-4 m'dir (Canik
ve Çörekçioğlu, 1985). Mağarayla bir bağlantısı olmadığına ve tepeliğin
güneybatısında yer aldığı tahmin edilir . Ayrıca su çukuru, yutak borusu ve
havalandırma bacasından başka mağara civarında 1.95 m'lik klintler vardır (Çelik
ve Canik, 1996).
BALLICA MAĞARASINDAN ÇIKAN SULARIN
KİMYASAL OLUŞUMU:
Ballıca Mağarası'ndaki yer altı suyu
meteorik kaynaklıdır ve kireçtaşı çıkıntılarından süzülen yağmur suyu ve
kireçtaşım kesen İnderesi'nden dökülen yüzey sularım içerir. Yer altı suyu
mağarada göletleşmiş gibi görünmektedir; Ocak 1992'de mağaranın en derin
bölümünde, girişten 75 m aşağıdaydı.
Çalışma alanına en yakın hava kayıtları
noktası Eylül 1995'te operasyonlarını bitiren Turhal Meteoroloji Rasathanasi'ydi.
1990-95 araştırma döneminde en yüksek yıllık yağış miktarı 498.6 mnı'di. 1995'in
ilk sekiz ayın-da toplam yağış miktarı 296.5 mm'di. 1995'te yıllık yağış
miktarmmsa ortalama 350-400 mm civarında olduğu sanılıyor. 1933-90 arasında
düşen ortalama yıllık yağış miktarı ise 413.4 mm'di (Şekil 4) ve çalışmalar
sürecinde de ortalama yıllık yağış miktarı hemen hemen aynıydı. Sonuç olarak,
1933-95 yılları arasındaki yağış miktarı şablonunda hiçbir aşın değişiklik
olmadığı Sonucuma varılmıştır.
Kimyasal analizler gösteriyorki Ballıca
Mağarası'ndaki *vadoz bölgeye süzülen yer altı suları kalsiyum bicarbonat
tipindedir (Şekil 5 - Tablo 2). Vadoz bölgedeki suyun toplam çözülmüş madde
içeriği (TDS) yeraltı sularıyla karşılaştırıldığında daha düşüktür. Kısmen SC>42~
ve CI en düşük konsantrasyonlardır.Sülfat ve Kloridli yer altı suyu zenginliği,
mağaradaki organik materyallerle teması ve vadoz bölgeden süzülme esnasında yer
altı sularına katılan sülfat ve klorid olarak açıklanır. NOa de yeraltı suyu ve
sızan suda benzer konsantrasyona sahiptir. Bu sulardaki SiOa kaynağı muhtemelen
kuvarz-şist'tir.
* Vadoz bölge: Su seviyesi üzerindeki
toprak kalınlığı.
BALLICA MAĞARASININ JEOMORFOLOJİSİ:
Ballıca Mağarası esas olarak iki yönde
gelişmiştir. KD-GB (1.Galeri) ve KB-GD (2.Galeri). (K38° B ve K47° D)
Kireçtaşlan içerisindeki kırılma sistemleri üzerinde yapılan ölçümlerle bu
verilen yönler doğru orantıda devam etmektedir. Mağara tabanı kuzey batıdan
güneydoğu yönüne doğru derece derece azalır ve kuzeydoğudan güneybatıya doğru
düzensiz seviyelerde uzar. Bu da bize mağaranın gelişme esnasında tekrarlanan
tektonik hareketleri gösterir (Böğli, 1980).
Mağara tabanını l. Galeride kısmen
çökme bloklar kaplamıştır. Aynı zamanda büyük miktarlarda kil ve organik
maddeler vardır (bat guano). Mağaranın kuzeyindeki Mahzen ve Çamurlu Salonu'na
bağlantılı iskelelerle ulaşılır, l m çapındaki iki dikey boru Fosil Salonu'nun
tepesine doğru uzanır. Yukarı çıktıkça daralırlar ama yüzeye ulaşmaz-lar. Büyük
Damlatatlar Salonu, Sütunlar Salonu ve Yarasalar Salonlarının kenarlarında
sızıntı sulardan oluşan havuz-lar bulunmuştur. Sızıntı suyun akışı mağara
çökeltilerini yıkayamayacak kadar yetersizdir. Yeni Salonun güneybatı bölümünde
bir yer altı suyu olmasına rağmen mağara içerisinde bir ırmak yoktur.Mağaranm
diğer bölümleri tamamen vadoz bölüm içersinde uzanır ve bu yüzden düşük
seviyeler hareketli basamakları belirginleştirirken mağaranın büyük bölümü ya
vadoz ya da kalıntıdır.
MAĞARA OLUŞUMU:
Ballıca Mağarası'ndaki oluşumları
incelerken, galeriler en iyi şekilde iki bölüm halinde çalışıldı.Galeri
(Kuzeydoğu-güneybatı hizasında) ve2.Galeri(kuzeybatı-güneydoğu hizasında).Her
iki galeri farklı özelliklere sahiptir. 1.Galeri tektonik hareketlere bağlı
olarak düzensiz bir şekillenme sergiler. 2.Galeri ise derece derece azalan
yapısal bir seviyelerime gösterir.Bölgedeki diğer mağaralardan farklı olarak
Ballıca Mağarası'ndaki 2.Galeride olağanüstü yapılar kaydedilirken 1. Galerideki
yapıların diğer bir çok mağarada da yaygın olduğu gözlemlenmiştir.
Çeşitli tiplerde geniş kapsamlı ikincil
oluşumlar mağaranın girişinden bitimine kadar her yerde bulunmaktadır. Bütün bu
sarkıtlar (drapeli, damlataşlı, makarna-şekilli, paraşüt-şekilli, soğan-şekilli,
pırasa-şekilli), dikitler, kolon-lar, sarkan yapılar, havuzlar ve mağara
incileri gerçekten çok önemlidir. Pasajlar ve sözde salonlar çoğunlukla tektonik
hatlarla kesilmiştir ve böylece ya aniden yönlerini değiştirirler yada
seviyeleri gittikçe azalır. Çünkü kolonlar genellikle kırık hatlar boyunca
şekillenmiştir ve Büyük Damlatatlar Salonu'nda kaydedilen çizgisel yapılar
sergilerler. l.Galeri'de arızalı bloklar yaygındır ve bazı bloklarda dikit ve
kolonlar oluşmuştur. Faylar gösteriyor ki muhtemelen mağaranın bugünkü şeklini
almayı başardıktan sonra kolonların bazı yerlerini sismik hareketler
etkilemiştir. Büyük Damlatatlar Salonu'nun kenarlarındaki küçük havuzların
tabanları mağara incileriyle kaplıdır. Bu salondan dikey pa-sajlarla geçilen
Çamurlu Salonu bloklar, sarkıt ve dikitler ve küçük havuzlar içermektedir.
Mağaranın en yüksek noktasındaki (+19 m) Fosil Salonu aynı zamanda Büyük
Damlatatlar Salonuna bağlanır ve tabanında bloklar oldukça yaygındır. Muhtemelen
mağarada oluşan ilk salon budur. Yarasalar Salonuna ise Fosil Salonundan
girilmekte ve buranında tabanı bloklaşmış ve 1.Galerinin tipik özelliklerini
yansıtmaktadır.
1. Galeri, 2.Galeri'den eğimli bir
tabana sahip olan Çöküntü Salonuyla ayrılmaktadır. Bu salonun taban seviyesi
mağara girişine oranla 35 m.'dir ve Bloklu Mahzene bir iskele bağlantısı ile
geçilir. Çöküntü Salonundaki duvarlar tamamıyla mağara oluşumlarıyla kaplıdır.
Duvardan mağaranın merkezine kadar yatay hatlar boyunca oluşan mağara şekilleri,
salonda çok uzun zamandan beri şu an ki girişten 32 m. aşağıda bulunan artan
yeraltı suyu seviyesi olduğu-nu gösterir. Bu seviyenin altındaki 2.Galerinin
karstik özellikleri çok yenidir. Çöküntü Salonunun ilerisindeki oluşumlar
Sütunlar Salonuna doğru iri bloklar üzerinde oluşmuştur. Sütunlar Salonunun
kuzeyinde havuzlar vardır ve bu salonun sütunları diğer salonlardakilerden daha
iridir.
Sütunlar salonunun ilerisinde Mantarlı
Salonu ve Yeni Salon vardır. Birincisi küçük ve çoğunlukla bloklarla kaplı ve
1-3 m. arasında yüksekliği olan bir sonraki Uçurumlu Mahzenine bağlıdır. Mahzen
tabanının her yerine rastgele dağılmış düzensiz bloklar mağaranın bazı
bölümlerinde yapılması gereken incelemelere kolay geçiş vermez. Manganez
yoğunluğundan dolayı Uçurumlu Mahzenindeki sarkıt ve dikitler çoğunlukla gri ve
siyah renktedir. Uçurumlu Mahzeni Büyük Damlatatlar Salonuna bağlıdır; tabi ki
Bloklu Mahzende Çöküntü Salonuna bağlıdır.
Karstik özelliklerinden dolayı Yeni
Salon Ballıca Mağarası'mn en ilginç bölümüdür. Diğer salonlardakilere ben-zer
karstik özelliklerin yanı sıra, pırasa biçimli sarkıtlar, iri dikitler, serbest
sarkıtlar (6.5m uzunluğunda) ve soğan biçimli sarkıtlar kaydedilmiştir(l-2.
resimler ve Kapak Resmi).Mağaranın en alçak yerine şaft görünümlü bir rotayla
Yeni Salondan geçilir ve farklı iki noktadan görülebilen yer altı suyuna şaft
görünümlü bir iskeleden ulaşılır.
Yer altı sularının etkilendiği farklı
oluşumlar:
1) Kolonlardaki yatay kırıklar;
2) İri dikit-serbest sarkıt oluşumu;
3) Yüzeyde oluşan travertenler,
mağaranın bazı evre gelişmleriyle ilgili önemli bilgiler ,verir. Birinci
maddeye, Çöküntü Salonunun tabanından 3nı. yukarıda sınırlı kalsiyum karbonat
oluşumuyla belirlenmiş daha önceki yeraltı suyu seviyesi bir kanıttır.
Bu seviyenin net yüksekliği l .053
metredir ki aynı zamanda yeni yer altı suyu seviyesi (Ocak 1992) 1.010 metredir.
Alçak akıntı rejimiyle nispeten sığ göletlerin varlığı veya ikinci maddede
belirtilen sarkıtların altındaki statik seviye dikit oluşumunu engellemiş ama
daha yüksek bir CaCOs birikimini engellememiştir. Traverten yüzeylerinin daha
yüksek irtifaları arasındaki fark ve son zamanlarda oluşmuş yeraltı suyu
seviyelerinin bu seviyeyi şimdikilerle eski korunmuş traverten çökeltileri
arasında en az 11 Om azalttığım göstermektedir.
Ballıca Mağarasının asıl gelişimi
yaklaşık 3.4 milyon yıl önce (Villafranchian dönemi) başlamış olabilir (Steininger
ve arkadaşlan, 1996). Çünkü sular, soğuk ve yağmurlu dönemler sürecinde daha
fazla COı içerir ve bunlar böyle za-manlarda daha kolay eriyebilir ve karbonat
parçacıklarını daha kolay geçirebilir. Böylece daha sonraki gelişme hareketleri
bölgesel iklim şartlarına paralel olarak değişir. Diğer tarafta mağara şekilleri
devamlı gelişirken, girişin 75m altında-ki su dolu karstik şaft içerisinde
hareketli gelişme devam etmektedir. Mağara şekilleri oluşumlarının yaşlarını
belirlemek amacıyla yapılan izotop çalışmaları hala yürütülmektedir. |